"Ve Gazeteci Hüsnü Mahalli birkaç ay önce anti-Amerikancı yazıları
yüzünden Yeni Şafak gazetesinden kovuldu...
Amerika'ya emperyalist, işgalci
demek bütün dünyada yasaklandı...
Hatta, ülkemizde sosyalist denen dergiler dahi bir kez olsun Amerika'ya
'emperyalist' diyemiyor demedi... Kürtçü dostları üzülmesin diye 90 yıldır iman
ettikleri Lenin'in emperyalizm kapitalizmin son aşamasıdır lafını büyük
sosyalist dergilerinde yazmadılar. Ya da zariflik gösterip işgalci, emperyalist
gibi laflar söyleyip medyadaki işlerinden olmak istemiyorlar. Ama Amerikalı
siyasetçiler bütün konuşma, yazı ve vakıflarında bütün dünyaya 'emparyalist'
olduklarını göğüslerini gere gere bağıra çağıra anlatıyor, yazıyor,
tartışıyorlar..."
"Anti-Amerikancı olmak, özelleştirmeye karşı çıkmak,
Amerikalılar
aleyhinde tek cümle söylemek, artık, insanlık dışı ilan edildi, hepimiz vahşiler
olarak damgalanıyoruz..."
"Allahım, Allahım, insan denen şey, onurunu, şerefini, insan olmanın gururunu,
gücünü, kudretini nasıl
kaybedebilir? Bu kadar şerefsizliği tarih yazdı mı? "
***
Felluce'de iki saat içinde yetmiş bin insan öldürüldü. Bunu söylemenin anlamı
kalmadı. Şimdi Felluce önünde Amerikan askeri çadırları
stadyumdan büyük. Ki,
içlerinde onbinlerce insan yiyor, içiyor, oynuyor, uyuyor. Çadırların yanında
apartman büyüklüğünde gökdelenler gibi yığılmış yemek kolileri. Her askerin
damak tadı düşünülmüş, zenci, Meksikalı, memleket
hasretine uygun tabldotlar.
Hepsi para, hepsi şirket. Yeni Zelanda'dan özel bir kabileden seçilmiş öncü,
hazır manga, zenci kelleciler. Nerden ateş edilse o mıntıkayı anında tarihten
siliyor. Amerikan askerine yanlışlıkla elli metre
yaklaşan anında öldürülüyor.
Amerikalılar kahvenin önünden geçerken elindeki çay bardağı yanlışlıkla yere
düşse kahve uçuruluyor. Canlı bomba korkusundan kimse kahveye dahi çıkmıyor.
Bizim İncirlik Üssü etrafındaki halıcılar,
hediyelik eşyacılar. Amerikan askeri
nerede, peşlerinde. Telefar'da, Felluce'de Amerikan askerlerine mal satıyor.
Yüzlerce Adanalı hizmetçi işçi. Tuvalet temizliyor. Tuvaletler portatif, poşet
gibi bir şey. Binbeşyüz, ikibin dolar alıyorlar.
Ama Amerika'ya maliyetleri
onbin-onbeşbin dolar. Askerlerin sırtlarında pis suları arıtıp temizleyen,
artık, uzaylı matarası mı desek. Amerika'nın şimdiki yönetimi Amerika'yı
soyuyormuş gibi. Hepsinin şirketi orada iş yapıyor.
Amerika'nın şarkıcıları,
siyasileri, dizi sanatçıları Felluce önündeki çadırlara gelip moral veriyor.
Amerika çöle yüzmilyarlarca dolar döküyor, belki kapitalizm böyle çalışıyor. Ne
kadar çok yağmur yağsa çölün kumu suyu emmiyor, taşıp
sel olup gidiyor. Amerikan
askerleri içinde elli yaşında dahi olanlar var, muhtemel ki, sokaktaki
şarapçıları dahi toplayıp getirmişler.
Hemen sınırımızda Zaho'da, Barzani lokantasında, İngiliz, Hollandalı, Yahudi,
Çinli,
Japon, Amerikalı kadın subaylar ve Kürtler akşama kadar iç içe, yan yana
oturuyor. Nerde bir Kürt kahvesi, sokağı, mutlaka birkaç Yahudi orada. Kimi
yardım için geldim diyor, kimi misyoner, dinine leş arıyor, kimi
gazeteci.
Manzara karmakarışık, neler oluyor bilen yok. Anadolu'da bir laf vardır,
'Okuyamadığın yazıyı kör kadı gibi süzme' diye. Yine de anlamak istiyor insan
dünyamızda neler oluyor?
Felluce'de evinden
çıkamayan Arap, öldürülmüş yetmişbin hemşerisinden çok, bu
Amerikalılar ne zaman fabrika açacak, bulvarlar ne zaman döşenecek, o Batılı
kafelerimiz ne zaman olacak diye hayallerle ütopyalı bekleyiş
içinde.
Süleymaniye'de Kürt gençler Yahudilerle kol kola. Bu İsrailliler ne zaman
dolarları dökecek, ne zaman İsviçre olacağız, ne zaman bizim çamurlu
sokaklarımız Tel-Aviv'e benzeyecek, diye, iş, dolar, dükkan, fabrika,
kadın,
kafe bekliyor...
Ölen, öldürülen, canlı bombalar, nükleer bombalar, petrol, katledilenler, hatta
vatan, hatta din, her şey hızla unutuluyor.
Herkes doların, işin, Yahudi'nin, Amerikalı kadın askerlerin
peşinde.
Filistin'de cezaevinden yeni çıkmış Hamaslı, dahi. İsrailli ne zaman fabrika
açacak, ne zaman işe gireceğiz telaşında.
İsrail, zırnık toprak vermem, yine tilkilikle, sizin toprağınız Ürdün, oraya
gidin
diyor... Düşmüşler Ürdün'ün peşine. Batı'nın çocuğu Hasan'ın
Filistinlilerle yine savaşı mı başlıyor, yine Arap iç savaşı mı tezgahlıyor
İsrail...
Bu kadar dolar, bu kadar asker, bu kadar tank, tüfek, helikopter, Kürtler,
Yahudiler, tonlarca yemek taşıyan nakliye uçakları.
Azerbaycan'da Türkçü lider Soros'la görüştü, öteden beri Amerika'ncıydı zaten,
açın dergilerini okuyun, onlar da Amerika İran'a girsin, otuz milyon Türk'ü
alalım,
diyorlar...
Amerika'nın bir kolunda Türkçüler, diğer kolunda Kürtçüler... Önde İsrailliler.
Arkada inşaat şirketleri. Daha arkada Adana'dan toplanmış poşet helalarını
temizleyen işçiler... Neşeyle, marşlarla, şarkılarla yepyeni bir
dünya
kuruyorlar... Bütün medya arkalarında... Türk işadamlarına gün doğdu, onlarca
firma yediği önünde, yemediği arkasında...
Bir harita alt üst olmuş...
Her şey karışmış... Yapma, kurma devletler olur mu?
Uluslar topyekün imha edilip
yeniden sadece inşaat şirketleriyle kurulur mu?
Yahudiler Araplarla evlenmedi, Kürtlerle evlenir mi? Çoluk çocukları Ortadoğu
halklarına nihayet karışır mı? Yahudi, karışmaz... Yüzyıl önce
Afrika'da eli
kırbaçlı koloni subayları vardı. Tarlalarda, madenlerde zencileri ayda bir
dolara çalıştırıyordu. Tabii ki, İsrail İngiliz emperyalizminden dersler
çıkardı... Komşu devletleri de 'taşeron' diye düşünüyor. Hepimiz pastadan pay
alıyoruz...
Hangi şirket milyon dolarlar kazanmaya başlıyorsa, o da artık Amerikalı İsrailli
gibi düşünüyor. Parayı kazananlar artık dünyanın her yerinde aynı haberler, aynı
gazeteciler aynı gazetelerle ortak, aynı
düşünüyor...
Sonra Afrika'da zencilerin birkaçı Avrupa'ya okumaya gitti, geri döndüler tam
ikiyüzyıl şehirlerini kuramadılar. Beyaz adamın şirketlerinde çavuş oldu, kahya
oldu, şirket pazarlamacısı
oldu...
Fabrikalar, dolarlar, bulvarlar, sular gibi dökülüyor ama, Ortadoğu toprağı bu
suyu emmiyor, sular, dolarlar taşıp taşıp başka şirketlere gidecek... Dönüşte
tek bir Amerikalı, tek bir Yahudi Ortadoğulu bir aileyle
evlenmeyecek... Bugün
Amerika'da zenci kızların beyaz Amerikalılarla evlilik oranları dahi 0.5,
dünyanın en az karışan oranı... Oysa Kürtler, Araplar, Türkler binikiyüzyıl ve
daha çok, birbirlerinden kızlar aldılar, aynı anne, aynı baba
oldular,
karmakarışık oldular. Artık karışma bitti, şimdi düşman oluyorlar, Araplar,
Kürtler, Türkler birbirini yiyecek, İsrail rahat edecek. Artık herkes dolar,
kafe, bulvar peşinde... Kulüpler kafeler açılacakmış... Modern şehirler
kurulacakmış. Genç kızlar daracık ve tril tril giyip özgürlük olacak... Hepimiz
sonunda yataktan kalkıp yaşasın özgürlük diye bağırıp kurtulacağız...
Yoksa, bir Amerikalı kadın subayla kafede şimdi yan yana oturmak için,
dinimizi,
komşumuzu, vatanımızı mı satıyoruz... Yoksa, yıldırımdan hızlı Amerikan bomba ve
uçaklarından hepimiz korkup susuyor muyuz? Sanatın en mükemmeli artık dolar mı?
Dolarlarımız karışsın, şirketlerimiz kayınbaba, kaynana,
gelin olsun, özgürlük
dolar uçaklarıyla gelsin...
Önce ajanlarını soktular, sonra, gazetecilerimizi ayarladılar, sonra içimize
girdiler, sonra, silahlarımızı aldılar, sonra küreselleşmeye, holdinglere,
dolarlara hepimizi
borçlandırdılar, sonra vatanımıza askerleriyle geldiler...
Şimdi ruhumuzu...
Yoksa karışmış gibi görünen bu topraklar yeni bir cennete mi gebe... Bir öğüt
verici bir nasihat edici Amerikalı yazarımız olsa... Yoksul Kürtlerle
İsrailliler şu özgürlükler ve dolarlarla yan yana ne yapıyorlar bir anlatsalar
bize tane tane...
Hangisi uşak, hangisi efendi, yoksa hepsi leş peşinde mi? Ortadoğu'nun en
dindar halkı Kürtler, artık, bulvar, kafe, iş, dolar,
fabrika diye delirdiler
mi?
Ve Gazeteci Hüsnü Mahalli birkaç ay önce anti-Amerikancı yazıları yüzünden Yeni
Şafak gazetesinden kovuldu... Amerika'ya emperyalist, işgalci demek bütün
dünyada
yasaklandı...
Hatta, ülkemizde sosyalist denen dergiler dahi bir kez olsun Amerika'ya
'emperyalist' diyemiyor demedi... Kürtçü dostları üzülmesin diye 90 yıldır iman
ettikleri Lenin'in emperyalizm kapitalizmin son
aşamasıdır lafını büyük
sosyalist dergilerinde yazmadılar. Ya da zariflik gösterip işgalci, emperyalist
gibi laflar söyleyip medyadaki işlerinden olmak istemiyorlar. Ama Amerikalı
siyasetçiler bütün konuşma, yazı ve vakıflarında bütün
dünyaya 'emparyalist'
olduklarını göğüslerini gere gere bağıra çağıra anlatıyor, yazıyor,
tartışıyorlar...
Dünyanın jandarmasıyız, ülkeler yıkar, ülkeler kurarız, her şey biziz, her şey
dolar, her şey holdinglerimiz, bizler
alicenap hakimleriz, diyorlar.
Desinler, biz de onlara yardımcı olalım... Nasıl bir itirazımız olabilir...
Sadece anlayalım. İçimizden tek kişi çıksın ve bu karmakarışık haritada neler
oluyor bir söylesin... Neler oluyor? Tek yazı
yok, tek yazar yok... Konuşan
yok...
Gazeteler, medya, yazarlar iptal edildi... Artık tek gazeteci türü,
Washington'dan bildiriyor... Herkes Washington ne bildiriyor diye sabah açıp
okuyor, talimatları, buyruklarını
alıyor...
Anti-Amerikancı olmak, özelleştirmeye karşı çıkmak, Amerikalılar aleyhinde
tek cümle söylemek, artık, insanlık dışı ilan edildi, hepimiz vahşiler olarak
damgalanıyoruz...
Bütün bu yazarların
kendi hür iradeleriyle 'Amerikancılık' yaptığına inansam
sesimi çıkartmayacağım... Kiralanıyorlar... Gün geçtikçe, kiralık, lobi, tezgah,
tutulmuş, laflarını daha çok söylüyoruz... Gazetelerden kovuluyoruz...
Murdoch denen
basın devinin ikiyüz gazetesi varmış, içinde acaba kaç yüz yazarı,
gazeteci var...
Hepsine alışıyoruz. Önce Amerika'nın dünya çapındaki yüzlerce üssüne alıştık.
Sonra uluslar ötesi holdingleri kabullendik. Sonra Amerika'nın
zırt pırt her
yere nükleer bomba atmasını seyrettik. Şimdi, Amerikan ve İsrail şirketlerinin
lobi ağlarıyla dünyanın her gazetesi, her ülkesi her köşesinde istediğini
yaptırması karşısında, sessiz kalmayı, seyirci kalmayı
öğrendik!..
Bu güçlü, bu korkunç, bu sonsuzluğa sürüklenen karmaşa kaos içinde, artık ne
yazacaksın... Bizi, gazetecilerimiz şeytani bir uçurumun kenarına getirip
bıraktılar...
Bizler, ahlakımız, kültürümüz,
halkımız, kubbelerimiz, bizim insanlarımız, bizim
toprağımız dedikçe, bizi bombalarıyla, adamlarıyla, ajanlarıyla paramparça
ettiler... Ediyorlar...
Ediyorlar... Ediyorlar... Ediyorlar...
Allahım, Allahım, insan
denen şey, onurunu, şerefini, insan olmanın gururunu,
gücünü, kudretini nasıl kaybedebilir?
Bu kadar şerefsizliği tarih yazdı mı?
Neler oluyor, bir anlasam, biri kalkıp anlatsa, biz de emperyalizme yardımcı
olsak. Yani kardeşlerim ne siz bize öfkelenip, 'ulusalcı' diye bağırsanız ne de
biz size öfkeyle 'Amerikancı' diye kızsak.
Ama kardeşlerim sizinle aile olmamış, olmayacak insanların şirketlerine,
dolarlarına
inanmayın!
Başka da söyleyecek laf bulamıyorum.
Akşam
23/06/2005
Nihat Genç'e soru sormak için tıkla
www.nihatgenc.com