"Mazlum'a Cevap:
Hakan Albayrak benim eski arkadaşımdır, hala da yiğit, temiz bir çocuktur.
İsmet Özel'e saygım kalmamıştır. Yıllarca milletin beynini düzmekten başka ne
yaptı. Böyle büyük bir değeri bu kadar kısacık cümlelerle harcamak istemem, buna
hakkım da yoktur.
Ama sizin sorunuza da cevap
vermek için, kendi "saygı"
sınırlarımı zorluyorum, en iyisi, boşverin, ne siz böyle sorun, ne ben
cevaplayayım. İsmet Özel'in saygıdeğer bir kafa taşımadığı konusunda fikirlerim
vardır..."
Sorular ve cevapları
ikinci bölüm
Önemli not:
Nihat Bey'e gönderilen soruların seçimi - tasnifi
tamamen
www.nihatgenc.com - www.karakutu.com editörlerinin insiyatifinde olmuştur.
Gönderenin İsmi: FATMA ALIŞ
Soru: Ladin ve siz okurken gözlerim
doldu. Bir ladin olamamanın sancısı
midemi bulandırdı. Ne olur yardım edin! çürüyorum... Sesim boğazımdan öteye
çıkmıyor, yazılarınızı okurken haykırdığımı hissettim. Çevre mühendisiyim. Dünya
için, toprağım için savaşacağımı
düşündüm. Mezun oldum yalnızım, bir fabrikada
uşağım üç kuruş aylığa. Öğrenciyken birçok şey oldum TKP ile yoldaş, Tema da
kukla, en güzeli tiyatroda ben. Ama bulamadım neyim. Böyle yaşamak öldürüyor
beni. Dünya kirleniyor
ben hiç birşey yapamıyorum. Ne olur ses olun konuşun
benimle böylemi öleceğim ?
Fatma Alış'a Cevap:
Hiç bir şey yapamıyorum, elim kolum bağlı düşüncenize katılmıyorum, işte
böyle yazışarak da bir
şeyler yapabilirsiniz. Sabırlı olun, mutlaka sizin gibi
düşünenleri bulacaksınız. Daha iyi iş imkanları ya da ütopyalarını /
ülkülerinizi hayat geçirecek bir imkan mutlaka önünüze açılacak. Ben sabra ve
duâya inanan bir insanım. Allah'ın
bugün değilse yarın bu tertemiz çağrınıza
kulak vereceğini ve sizin gibi idealist bir insanı, hak ettiği iyiliksever
çalışmalar içine fırlatacağından eminim.
***
Gönderenin İsmi: Mithat
Erd
Soru: Turgut Özal hakkındaki düşüncelerinizi ögrenebilir miyim, ya da
öğrenebileceğim bir yazınz var mı? (Hattı müdafaa'daki "gırgır" başlıklı
yazınızdan başka)
Mithat Erd'e
Cevap:
Özal'ı sevmem. Bu ülkenin altını üstüne getirdi, bu ülkenin
değerlerini, ahlakını bozdu, dağıttı. Özal'ın dağıttıklarını toplamak bu ülkenin
bir elli yılını alacak. İşte holding medyasını ve onların ajanvari yazarlarını
okuyun, hepsi Özal'ın hediyesidir. Sakın benden, iyi şeyler de yapmadı mı, diye
sormayın, bu kısacık yazıda hiç şefkatli davranamam...
***
Gönderenin İsmi:
Mazlum
Soru: Selamlar, yeni çıkan bir kitabınızın arka kapağında şunlar yazıyordu “Doğu neresi diye sorduklarında el kaldırdım ve batının bombası nereye düşüyorsa
doğu orasıdır” Kabilinden
cümleleriniz yer alıyordu inanın harikulade. İnanın
diyorumda zaten inanmasanız söylemezsiniz. Size sorum şu olacak “müslümanları
nasıl tanırsınız” Hakan Albayrağı mesela, mesela İsmet Özel'i....
Siz
küfretseniz de haklısınız, e lazsınız da sizi beğenerek okuyacağım selamlar.
Mazlum'a Cevap:
Hakan Albayrak benim eski arkadaşımdır, hala da yiğit, temiz bir çocuktur.
İsmet Özel'e saygım
kalmamıştır. Yıllarca milletin beynini düzmekten başka ne
yaptı. Böyle büyük bir değeri bu kadar kısacık cümlelerle harcamak istemem, buna
hakkım da yoktur. Ama sizin sorunuza da cevap vermek için, kendi "saygı"
sınırlarımı
zorluyorum, en iyisi, boşverin, ne siz böyle sorun, ne ben
cevaplayayım. İsmet Özel'in saygıdeğer bir kafa taşımadığı konusunda fikirlerim
vardır...
***
Gönderenin İsmi: Mehmet
Atdıner
Soru: Selamlar, Leman'dan neden ayrıldınız, neden Akşam, mutlumusunuz. Aldığım
bütün kitaplarınızı kütüphanemden, okuduğum onca yazınızı kafamdan atmalımıyım ?
Daha ne kadar, ortaokul
konularıyla ilgili yazılar yazacaksınız. Niçin
'ne yapmalı' sorusunun cevapları yazılarınızda yok? Sanırım yine en güzeli sizin
hikayeleriniz, sağlıcakla kalın
Mehmet Atdıner'e Cevap:
Leman'dan
ayrılmadım, ama çok yoruldum, ben arada bir yorulurum. Akşam'a daha
geniş kitlelere ulaşmak için gittim. Çünkü beni holding medyası boğuyordu. Beni
kırk-elli bin kişilik bir kasaba kalabalığı için öldürüyor, yoksayıyorlardı. Ve
beni
yoksaymak için neler neler yaptılar, kitaplar dolusu, gün gelir yine
anlatırım.
Yazılarıma karışılmadığı sürece her yerde her şekilde yazarım. Yazarlar
kitlelere seslenir, benim yazabileceğim bir kitle gazetesi biliyorsanız bana
da
söyleyin. Benim yanlış yaptığımı düşünüyorsanız, doğrusunu söyleyin, bana da yol
gösterin.
Bu ülkenin en çok okunan kitaplarını yazacağım ve onları hakettiği
genişlikte insanlara ulaştırmayacağım, ama ne
yapacağım...?
Biz matbaa işiyle uğraşıyoruz, matbaa, bir tek olan şeyi çoğaltan yerin
adıdır. Ben bağımsızlığımı koruyabildiğim ölçüde yazarım, yoksa, hiç bir yerde
yazmam...
***
Gönderenin İsmi: Hakan Ertekin, Mahmali
Soru: 10 yıldır her yazdığını dikkatle okuduğum Nihat Genç'in Akşam
Gazetesinde neden yazdığını kimselere
açıklayamıyorum. Neden ?
Hakan Ertekin'e Cevap:
Benim bir kitle gazetesinde yazmamı doğru bulmuyor musunuz ? Benim kıymetli
bir yazar olduğumu düşünüyorsanız benim kalabalıklara bir şekilde
ulaşmam
gerektiğini siz de hesap edebilmelisiniz. Benim aklım fikrim, arayıp şimdilik
kendime uygun bulduğum çözüm bu. Daha iyi bir çözüm biliyorsanız söyleyin, size
ve kendime daha ahlaklı, daha sağlıklı bir katkımız
olsun.
***
Gönderenin İsmi: Fatih
Soru: Leman da yazmayı tamamen bıraktınız mı yoksa sadece bir süreliğine
mi
yazmayacaksınız?
Fatih'e Cevap:
Leman'da yazmaya devam ediyorum. Ama bu tekrar soruyu bahane edip, başka
şeyler de söyleyeyim. Ben Leman'da yazmayı, başka yerde yazmayı bırakmak
istiyorum. Çünkü yoruldum. Yazarlığımı bırakmak istiyorum. Ama şimdilik buna
gücüm yetmiyor. Birgün yetecek belki. Daha az yazmak istiyorum. Daha uzaktan ve
daha başka tür yazmak istiyorum, bakalım neler olur, hayırlısı
olsun...
***
Gönderenin İsmi: Aytunga Taklacı
Soru: Nihat bey, bilgi ve zekanın yanlızlığıda beraberinde geteceğini
düşünüyorum.Mustafa Kemalin yaşadığı kişisel
yanlızlık acısını düşündünüz
mü?Sevgi kendi iç benini kitliyor ,sizde de benzer oluşumlar var mı?
Kusura bakmayın sorularım biraz dan-dun oldu fazla yumuşatamadım.
Fazla kişisel olmaz ise cevaplayabilirseniz sevinirim.
Saygılarımla, Aytunga Taklacı
Aytunga Taklacı'ya Cevap:
Mustafa Kemal'in yalnızlığına vurgunuz benim için çok önemli, çünkü, galiba
kasaba yalnızlığı bir yazımda bundan bahsettim, Mustafa Kemal'in
bu bozkır
ortasında ve henüz başlanmamış harabe bir kasabada çektiği yalnızlık,
böyle kısa metinler içinde ifade olunmaz. Ama onun yalnızlığını hissettiğiniz
için sizi kutluyorum. Bunu farkettiyseniz, çok şeyi de farkedersiniz, çünkü, o
yalnızlığını parçalayarak koca bir cumhuriyet ve hiç değilse bozkırda bir
"şehir" kurdu, dil, din, edebiyat, tarih, bunların hepsini bu şehirde dibinden
tartışıp başka mecraların içine soktu...
***
Gönderenin İsmi: Bahriye
Soru: Merhabalar nasılsınız Nihat bey yazılarınızı leman dergisinden takip
etmekteydim. lakin üçhaftadır yazınız çıkmıyor. hangi dergide veya nerede
yazdığınızı öğrenirsem bundan sonra da takip etmek isterim. çünkü sizin gibi
yazarlar maalesef yok denecek kadar azınlıkta sevgiler.
Bahriye'ye Cevap:
Ben çok yazmaktan dolayı bayağı bedenî
yorgunluklar yaşıyorum, mesela Leman'a
yazdığım yazılar yani bie haftadaki yazım tam yirmi kitap sayfası tutuyor,
üstelik bu yazıya bir hazırlanma dönemim var. Arada bir yazmıyor, atlıyor,
dinleniyorum. Çok yazmamı isteyen var,
ama kısa yazıp laga luga yapmaktansa uzun
yazıp, bir fikri derli toplu baştan sona anlatayım diyorum. Benim gibi
yazarların maalesef olmadığını söylüyorsunuz, doğrudur, buna bende inanıyorum...
***
Birinci bölüm için
tıklayın
İlk hafta son
bölümü için
tıklayın
www.nihatgenc.com -
www.karakutu.com