Bugünlerde en çok konuşulan harika yaratıklar: Hırsızlar. Sosyal hayatımızın
deşifre edilmesi için bize aydınlık bilgiler veriyorlar.
Türk hikaye ve
masallarında en çok anlatılan şey: Hırsızlıktır. Hikmetli dersler çıkartmak için
okuruz. Özal dönemini hatırlayın.
Hırsızlar aşırı ve korkusuz insanlardır. Çelik kasaları yırtma, demir kapıları
delme yetenekleri
vardır. Ve topluca devlet üstün nişanı alma becerisini
gösterip ödüllendirildiler.
Bütün hikaye ve masallarda 'hırsızlık' macerası bir 'pişmanlıkla' sona erer.
İşte bizde olmayan budur. Ancak onlar hakkında her şey
söyleyebiliriz ama,
tembel olmadıkları kesin!
Özal'ın hayalci müteahhit işadamları ordusu, ülkenin kasalarını/değerlerini alt
üst etme, ülkeyi topyekün değiştirme/soyma gücüne sahiptiler. Özal'ın
başyazarları halen
medyanın başında, işbaşındadırlar.
Dünyanın en büyük soygunu hangisi biliyor musunuz? Diyelim Kolomb'un adamları
Aztek tapınaklarından ne kadar altın/hazine kaldırdı. Bugün bilim adamları ciddi
ciddi al aşağı vur yukarı
çıkarttıkları hesap 'bir milyar dolar' civarında
diyorlar.
Peki dünyanın en büyük fetihlerinden ne kadar para kazanıldı biliyor musunuz?
Diyelim Yavuz Sultan ortaçağların en zengin ülkesi Mısır'dan kaç milyar dolarlık
servetle döndü... Ya da Kanuni Mohaç'tan ne kazandı? Medyanın son yirmi senede
götürdüğü 80 milyar doların onda birine, yakınına ulaşamazlar. Boşuna aramayın
tarihte eşine rastlayamazsınız.
Özal dönemi ahlaksız
ancak zeki insanların tanrılaştığı dönemin adı. Mesela
Çetin Altan bey de o yılların kahraman yazarlarındandı, ama soygunculara tek laf
etmedi. Bu duruma halkımız: Ele verir talkımı kendi yutar salkımı, der. O
yıllarda işini mükemmel
yapanların başında yazar Orhan Pamuk da vardı. O meşhur
dönemde şöhretine şöhret katan Pamuk ve onun gibi Sibel Can'lar vs. hayatları
boyunca bu soygunlar üzerine tek laf etmediler. Medyanın hayalci furyası,
bankaları iç etmesi
üzerine kimsecikler neden tek laf etmedi? Çünkü
şöhretlerinden işlerinden olurdular. Hala da etmiş değiller. Ölümsüzleşmek için
susmanız kafiydi. Susanlar ödüllendirildi, başımıza şöhretten heykelleri
dikildi. Bugün susmayı sürdürenler
hala ekmeklerini medyadan yiyor. Sustukları
takdirde derece derece göklere/alemlere yükseleceklerini sanıyorlar.
Medyada köşe olmuş suskun yazarlarımıza bir ad ararsanız söyleyelim: Kudurmuş
suskunlar.
Şimdi hayret içindeyiz, medyanın topu birden, adi hırsızlar tek tek kendi
evlerini soymaya başlayınca veryansın ediyorlar. Medyadan vaveyla yükseliyor.
Nihayet Türk medyası 'Hırsızlar' diyor. 'Türkiye nereye
gidiyor mahvoluyoruz'
demeye, zırlamaya başladı.
Hırsızdan bu kadar korkacak ne var. Yıllarca hırsız var diye bağırmadın.
Hayrola. Bu kadar yırtınacak ne oldu? Sizler de Özal döneminde soymuştunuz. O
zaman
sustunuz. Şimdi kendi eviniz soyulunca ah vah Türkiye bitti diyorsunuz.
Anadolu'da bunun adına 'Etme bulma dünyası' denir. Ya da 'Haydan gelen huya
gider' derler.
Son yirmi yılda yazdıklarınıza bakalım, hanginiz hırsızlık
karşısında yazıp
çizdiniz, görelim. Yok. Şimdi şahsi özel eviniz soyulunca basıp bağırıyorsunuz.
Demek ki hırsızlık kötü bir şeymiş. Mal canın yongasıymış.
Bakın Tansu Çiller hanım, yalısı soyulunca hiç sesini çıkarttı
mı?
Sizce hırsızlar Tansu Çiller'in evinden alın teriyle kazanılmış ne çalmış
olabilir?
Keşke Tansu Hanım da medyamız gibi kameraların karşısına geçip hayatında ilk
defa: 'Hırsızlar, evimi soydular' diye
bağırsaydı. Kendi evi dahi soyulunca
suskunluğunu bozmadı. Eski alışkanlık.
Kimbilir hırsız hırsız diye bağırsa, bir takım eski arkadaşları, siyasetçi
dostları, gücenir, üstlerine alır, diye düşünmüş
olabilir.
Çiller'in evini soyan hırsız mahkemede şöyle ifade vermeli, durumu kurtarmak
açısından: 'Ben, hakim bey Türk bayrağına ihtiyacım vardı Tansu Hanım'ın evine
bayrak almak için girdim' diyebilir mi?
Der...
Hırsızın bu kadar şerefsiz olabileceğini sanmıyorum. Çıkıp suçu üstlenecek.
Kendi şahsi hırsızlığına Türk bayrağını asla karıştırmayacağından emin
olabilirsiniz.
Hafta boyunca köşe yazarlarının
eğlencesi Orhan Pamuk'tu. Vur abalıya çullanması
hoşuma gitti. Derhal katılmalıyım. Orhan Pamuk altta kalmış gariban kimsesiz
biri değil. Ki, yeter ulan yeter garibana yaptığınız, ben komser Cemil, diye
ortaya fırlayayım. Orhan
Pamuk çooook daha sopa kaldırır.
Çünkü Orhan Pamuk şöhretini medyadan yaptı. Kitaplarından değil. Medya da zaman
zaman şöhretini geri ister. Köpek bile bal yediği çanağa pislemezmiş. Daha nice
linçlere... Medyanın
kızgınlığı şuna benziyor. Baba oğula bağ bağışlamış. Oğul
bir salkım üzüm vermemiş. Orhan Pamuk, Türkler Ermenileri Kürtleri öldürdü, ama,
hür ve özgür basınımız var onun da hakkını yemeyelim diyebilirdi. Dürüst
basınımızın infiali
burası.
Pamuk, kitaplarını yüzbinlerce satmış ama okutamamış. Ve bu acaip durum da hiç
anlaşılamamış ucube yazarlarımızdan. Bu beyefendi yüzbinlerce tuğlayı helva
niyetine sattı. Medyanın böyle ağır marifetleri vardır.
Az başarı mı?
Yüzbinlerce mermer parçası allanıp pullanıp edebi eser diye herkese zorla
yutturuldu. Gerçi yüzbinlerce insan birkaç sayfa gırtlağından girmeden
kusuverdi. Sırf bu yüzden üstün insanlar listesine
girmeli.
Pamuk, Özal dönemi yazarı. Medyanın banka soygunculuğu meşguliyetini iyi
kullandı. Şöhretine şöhreti bu dönemde Sibel Canlar'la yaptı. Asla ağzını açıp
tek karşı cümle etmedi. Ancak her Özalcı hırsız müteahhit
gibi hızlı davrandı.
O denli hızlıydı ki hırsızlıktan suçüstü yakalandı.
Yazarımız, Pedro'nun Günlüğü adlı bir İspanyol gezginin kitabından sayfalarca
metni aynen kullandı. Bu aleni açık hırsızlığa cevap veremedi.
Bugün yazarından
yayıncısına Kültür Bakanı'na kadar herkes bu suçüstü vakayı gördü, biliyor. Bu
çalıntı parçalarla dolu kitap bugün vitrinlerde: Beyaz Kale...
Korsanla mücadelede Türkiye'de sanatçılar/aydınlar neler çekti,
önce ben
bilirim. Belki de bu korsancılar kanunla yasaklandığı için başka iş alanı arayıp
hırsızlığı patlattılar, bilemem.
Korsan, suçtur. Suç. Hırsızlanmış kitap da suçtur. Kitapçılar, yayıncılar, yazar
birlikleri bu hırsızlık
konusunda ne diyor? Bugün bu çalıntılarla oluşmuş kitap
hala neden satılır. Neden bu tür kitaplara vitrinde yer açılır.
Yayıncılar yazarlar neden 'etik' konuşma yapmazlar. Bugüne kadar yıllar geçti
neden hala bu kitap
çocuklara satılır?
Bugün bizim tek tek evlerimizi soyanlar adi hırsızlar.
Bu sosyal patlamanın tek sebebi şu: Profesyonel suçlarla, zeki insanların
suçlarıyla ilgilenmediğimiz için.
Profesyonel
hırsızların kitaplarını, gazetelerini dükkanımızda mutlulukla imza
günleri düzenleyerek satıyoruz.
Çünkü profesyonel hırsızları halk göremez. Onları, yazarlar, medya, bizler
görür, ifşa ederiz. Bir yazar suçüstü yakalandı ve
ifşa edildi ama bu
hırsızlığın önüne hala geçilmedi. Teliflerini alıyor, kitabını yayıncılar
basıyor.
Hırsızlık başkaları görmediği takdirde işlerin iyi gitmesi demek. Ama göründü,
artık vazgeçsin.
Adi hırsızları
suçlamamızın tek sebebi, onların hırsızlık yapmış olması değil,
onların ellerinde medya yok, yandaşları yok, onları koruyan köşeleri yok...
Yoksa 'Hırsızla' hırsızlıkla sorunumuz olmadı.
İki tür hırsızlık biliyorum. Birincisi aç
insanların çalıp çırpması... İkincisi
tamahkarlık.. Doymak bilmemek.
Bir kıssadan hisseyle bitireyim yazımı. Timur da Cengiz gibi fetih üstüne fetih
yapıyor. Her gün yeni bir toprak kazanıyor, ama yine doymuyor...
Doyumsuzluktan
kuduracak. Dünyada artık fethedecek yer kalmadı, yine doyumsuz.
Semerkant'ta bir hoca çıkar karşısına, Timur'a: 'ben sana tek bir kelime
edeceğim bütün dünya senin olacak' der.
Timur,
nedir o? der, hoca: 'Bir defa Allah de, bütün dünya senin olur' der
Timur bu nasihattan sonra yine binlerce insanı öldürdü ama tek bir aydın, bilim
adamı, hoca öldürmedi. Tarihçiler onun kahramanlığını anlata anlata bitiremez.
Ama halk, tarihçiler gibi konuşmaz...
Halk arasından bugüne gelmiş en meşhur Timur hikayesi şudur: Timur öldükten
sonra tam yirmi gün mezarından bağırtılar geldi. Şüphesiz uydurmadır. Ama halk
bu bağırtıları herkesin
duyduğunu, ailesinin yirmi gün mezarı başında çaresizlik
içinde bağırtıları dinlediğini söyler...
Çünkü halk Timur'u affetmedi! Kesmesini, öldürmesini hiç affetmedi...
Medya patronlarının, yazarların mezarlarından
bu bağırtıları çocuklarımız çok
duyacak... Çok anlatılacak bu bağırtılı hikayeler...
Tarihçiler Timur'u istediği kadar övsün. Halkın anlattığı hikaye Timur'un
mezarında dört döndüğü...
Akşam
17/02/2005