SEZER'İN AÇIKLAMASINDA BAHANE BULAMIYORUM
Son dönemde Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında bir gerilim
yaşanıyor. Cumhurbaşkanı laiklik ve irtica konularında uyarılar yaptı. Başbakan
da sert cevaplar verdi.
Ben Cumhurbaşkanımızı başından bugüne kadar bir amigosu gibi, bir
taraftarı olarak desteklemiş birisiyim. Onu seviyorum. .. Bu tavrım
Cumhurbaşkanına karşı değişmeyecektir. Ancak bu son açıklaması, tahmin ediyorum,
geleneksel bir dil alışkanlığı... Hani her 23 Nisan'da ya da Cumhuriyet
Bayramında aynı konuşmalar yapılır ya... Cumhurbaşkanımız da ne zaman ekrana
çıksa, irtica uyarısını yapıyor. Bu, devletin resmi bir refleksidir. Hepimizde
de bu refleks malumdur... Doğrusu, bugünlerde niçin birden ortaya çıktığı
konusunda herkes şaşkın...
Son zamanlarda Cumhurbaşkanlığı seçiminin, AK Parti için kırılma
noktası olabileceği yönünde tartışmalar var. Bu yüzden AK Parti içinde partinin
geleceğine dönük kaygılar yaşanıyor. Tayyip Erdoğan Köşk'e çıkarsa AK Parti
çöker mi?
Cumhurbaşkanlığı konusunda, "çok büyük bilinmeyen" var. Bu sorun siyasi
mühendisler, medya ve partiler tarafından tam bir bilinmeyendir. Şimdi söyleyeceğimiz her şey bir yakıştırma olur, biraz da aptalca olur. Ama bu konunun
AKP'nin kritik bir noktasını oluşturacağı kesindir. Bunu zamanla hep birlikte
göreceğiz.
Sizce Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı olma kriterlerine sahip mi?
Başörtüsü tartışmaları var. Eşi başı örtülü olduğu için, Köşk'e çıkamayacağı
yönünde görüşler var... Siz ne düşünüyorsunuz?
Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı da olur. Sıfırdan Harbiye'ye girip
Genelkurmay Başkanı da olabilir. Hür bir yurttaş olarak her türlü hakka
sahiptir. Canı ne istiyorsa o olur. Üstelik 360 milletvekiline sahip; ne isterse
ona sahip olabilir. Ancak bu, Tayyip Erdoğan'ın siyasi gücüne iradesine ve
kararlılığına bağlıdır.
Eşi başörtülü birinin Köşk'te olup olmaması konusunda ne düşünüyorsunuz?
Türkiye'yi ilgilendiriyor, beni değil...
Peki, bu uyanları haklı ve yerinde görüyor musunuz?
Şimdiki uyarısı beni de şaşkınlığa uğrattı doğrusu... Fol yok, yumurta yok...
Bu refleksi, bu siyasi çıkışı temellendirecek bir bahaneyi ben de bulamıyorum.
Ama bunlar, Ahmet Necdet Sezer'e olan sevgimi azaltmaz tabii...
Nihat Genç, Ahmet Necdet Sezer'in İran Cumhurbaşkanı Ahmet Nejat'la
karşılaştırılmasının son derece yanlış olduğunu söylüyor ve yakıştırmayı
yapanlar, densizlik ettiğini söylüyor... Son dönemde bir seçim havası
yaşandığı inancına katılmıyor ve "Tayyip Erdoğan böyle konuştuğu müddetçe, onun
arkasındayım. Onun uluslararası politikada kendine güvenen, kendi başına
kararlar alan kişi olmasını, bizim için güzel bir şey olarak görüyorum. İnşallah
bunlar, seçim propagandaları değil de Tayyip Erdoğan'ın ve AKP'nin yem kültür
yelpazesinin bir ürünüdür. Çünkü Tayyip Erdoğan ve hükümeti hem AB'ye, hem
Kıbrıs'a, hem de ABD'ye tosladı ve sıkıştı... Ben bu sıkışmalar neticesinde
AKP'nin sallantıya girdiğini ve zamanla kendini ancak bulduğunu, dolayısıyla bu
söylemlerin AKP'nin yeni ideolojileri olduğunu tahmin ediyorum" diyor.
Sizce AKP değişti mi?
Son iki üç ayda Tayyip Erdoğan'ın söylediklerine bakarsak, AKP'nin
ulusal bir çizgiye, daha yerel bir çizgiye doğru, artık değişimden korkan bir
tarafa doğru yöneldiğini, "Biz değişlik, demokrat olduk; dünya bizi kabul eder
anık' saflığından kurtulduğunu düşünüyorum. Bunlar benim temenni içeren
izlenimlerim...
Çok önemli bir şey daha söylemek istiyorum: AKP'nin tüm ideolojik yükünün,
Tayyip Erdoğan'ın konuşmalarına kalması da çok acı verici bir şeydir... Tayyip
Erdoğan çok yoruluyor... Her şeyi o yapıyor... İl Başkanları toplantısını da o
yapıyor, diğer şeyleri de... Her şeyi Tayyip Erdoğan yapıyor, bu onu çok
yoruyor... Ben Tayyip Erdoğan'ın bugünlerde bu yorgunluğundan gelen öfkeli
çıkışlar ya da sarsıntılı, kaldıramayacağımız laflar edebileceği paniğini de
taşıyorum
TAYYİP ERDOĞAN'A BİRİLERİ SAHİP ÇIKMALI
Sizce bu tavır, yakın çalışma arkadaşlarına iş bırakmamasından mı
kaynaklanıyor, yoksa onların konuşmak istemeyişinden mi?
AKP Hükümetinin entelektüel kadrosu yok. Hazırlıksız bir partiydi
zaten... O birtakım danışmanlarının bir ise yaramadığını bu süreç içinde
gördük... O isimlerin yük olduğunu, partiye zarar verdiğini gördük... Bu durum,
kitlelerin AKP konusundaki hayallerini de yaktı. Ama Tayyip Erdoğan tek başına
başarmak istiyor. .. Bakalım başarabilecek mi? Ben bir liderin bu kadar yalnız
bırakılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu adama binleri sahip çıkmalı...
Başbakanın danışmanı Cüneyt Zapsu'nun ABD'lilere Başbakan hakkında
söylediklerine ne diyorsunuz?
Son derece saygısız bir yaklaşım.,. Bir pazarlama dilinin siyasetin konusu
olması, özellikle Tayyip Erdoğan için konuşulması, bu ülkedeki gençlerin halkın
psikolojik olarak heyecanını ve iradesini rahatsız eder. Bu tür konuşmaların çok
titiz yapılması lazım... Ülke zorlanmış olabilir, ama yakışıksızlıktan öte bunu
halka hakaret olarak görüyorum. Bizim siyasi liderimiz kim olursa olsun,
pazarlamanın konusu olamaz...
* * *
"AKP'nın bir dönem daha yaşayacağı kesin gibi görünüyor" diyen Nihat
Genç, "Bundan sonraki süreçte AK Parti sizce tek başına iktidara gelebilir mi
yeniden, yoksa koalisyon ortağı mı olur?" sorusuna da "Türkiye, tarihin hiçbir
döneminde olmadığı kadar şaşırtıcı bir ekonomik göstergeler tablosuyla karşı
karşıya... Bu açıdan bu tablonun eleştirisini yapacak güçte iktisatçı da
bugünlerde çıkmıyor. Bu borç yükünün çözülebilir olduğu söyleniyor. Bugünkü
göstergeler karşısında Türkiye'ye çok yüksek paralar girdi, tarihinin en zengin
günlerini yaşıyoruz. İşsizlik, yoksulluk, borsanın ele geçirilmesi gibi
eleştirileri bir kenara koyalım, Türkiye'de çok büyük bir para var... Bu parayı
bu ülkeye getirmiş olan Tayyip Erdoğan (nasıl getirdiği de ayrı bir tanışma
konusu) iktidarının seçimi kaybedeceğine asla inanmıyorum.. cevabını veriyor.
TÜRK SAĞI ŞIMARIK
- Diğer sağ partiler birleşsin, diye görüşler var. Ayrıca ANAP, DYP
ve MHP var... Sağda bütünleşme olabileceğini düşünüyor musunuz?
Türkiye halkının mukaddesatçı, muhafazakâr, sağcı ve devletçi
görüşlerinin büyük kitleler tarafından tutulmasından dolayı, 50 yıldır Türk sağı
büyük bir şımarıklık altında... Bu şımarıklık, 50 yıldır her önüne gelenin parti
kurması, ayrıntılı bir düşüncenin dahi temsiline götürüyor. Bu yelpaze böyle
gidecektir; bu şımarıklıkla Türk sağı, daha çok yeni sağ partiler doğuracaktır.
Burada, çok büyük bir oy kitlesinin talanı söz konusu...
Ancak MHP'nin bir baraj
üstü konumu stratejikliğini koruyor. Ama DYP ve ANAVATAN'ın durumu, tamamen
rüzgâra bağlı... Bu rûzgar DYP'yi mi, ANAVATAN'ı mı çıkarır yukarıya, belli
değil... Şimdiden de fazla bir şey kestirmek mümkün değil. Fakat seçime çok az
kala yeni sağ oluşum ya da tantanalı parti girişimlerinin olacağını düşünüyorum
- Önümüzdeki seçimlerde sizce söylemi ulusalcı olanlar mı daha
başarılı olur, yoksa yeni söylemleri kullananlar mı? Türkiye'nin bulunduğu
konjonktürde nasıl bir söylem siyasileri iktidara taşıyabilir?
AB ile ilgili büyük hayal kırıklığından sonra Türk seçmeninde bir
ulusalcı yönelim olduğu söyleniyor, fakat bunun siyasi yansımaları nasıl olur?
Türkiye halkı, geçmiş deneyimi ve tecrübesi olmayan, geçmişte kendini
göstermemiş ve liderlere yüz vermez. Yüzde l'lik ya da yüzde 3'lük partilerin
büyük çıkışları olacağı düşünülemez. Ancak büyük bir toparlanma olur, yedi sekiz
küçük oluşum yan yana gelir, ona söyleyeceğim bir şey olamaz. Onlar yeni şanslar
doğurabilir.
* * *
Röportajın devamında Nihat Genç, seçim barajının kimsenin dışlanmaması için,
Güneydoğu sorunu da göz önüne alınarak yüzde 5 olmalı diyor.
"Solun tek şansı, CHP'dir... Türkiye'de diğer sola ya da sol çalışmalara
yetecek kadar sol bir gölge yoktur. O yüzden CHP'nin bugünkü yüzde 17'lik oyu bence çok büyük bir başarıdır... Sol ana gövdeden yürümek zorundadır. Nasıl olur,
bunu kimse bilmiyor, ama solun som şansı budur.." diyen Nihat Genç, Baykal'ın
siyasi tarzını doğru buluyor ve bu denli halka yakın bir solcu lider gelip
gelemeyeceğini bilmediğini belirtiyor.
Son olarak, "İslam Konferansı Sonuç Bildirgesi" konusundaki düşüncelerini
uzun uzun anlatan Nihat Genç, bildirgenin şaşırtıcı şekilde işgal güçlerine
posta koyduğuna dikkat çekiyor ve sözlerini şu cümlelerle noktalıyor.
BİLDİRİYİ DİNLERKEN AĞLADIM
"İslam Konferansı Örgütü'nden çıkan bu seslerin, (samimi mi, dürüstçe mi ya
da yüz yıldır içimizde basınç oluşturmuş bir gaz sonucu mu çıktığını, her ne
şekilde çıkarsa çıksın) bu topraklardan emperyalizme karşı ya da Batılıların
bize dikte ettirmeye çalıştıklarına, zoraki dayatmalarına karşı çok yüksek bir
cevap olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden şimdiye kadar "mıy mıy" diye gördüğüm,
"başını eğmiş" gibi gördüğüm İslam Konferansı Örgütü'nün bu yüksek ve hararetli
çıkışını heyecanla karşılıyorum. Zaten bildiriyi dinlerken ağladım..."
Bu söyleşinin tamamını Haber
Ajanda dergisinin Mayıs 2006 sayısında okuyabilirsiniz.
Nihat Genç'e soru sormak için tıkla
www.nihatgenc.com
Nihat Genç Söyleşileri Karakutu Tv' de
|
| |
Ortalama Puan: 4.40 Toplam Oy: 102

|
|