Sorularınız ve cevapları ikinci hafta birinci bölüm
Tarih: 10.06.2005 Saat: 05:40
Konu: Nihat Genç


Cüneyt Yalçın'a Cevap:

"Şu küfür etme işini çok insan bayağı yanlış anlıyor. Cehalet içindeler. Küfür nedir, nasıl edilir, niçin edilir hala bilen yok. Önce küfür kötü bir şey değildir. Küfrü nasıl ettiğin, hangi cümleler içinde ettiğin önemlidir. Kime ve nasıl ettiğin önemlidir. Küfür soylu ve yüce bir çığlıktır, karşısına geçmektir, meydan okumaktır, eyvallahı olmamaktır, hepsine dayılanmaktır, güç gösterisidir. Ve mağdur haksız, altta kalan, ezilen, hakkı yenenlerin feryadıdır. Şimdi ne diyeyim, bin tane küfür şekli var.

Siz hangi şeylere küfür diyorsunuz. Benim hakkımda uydurulan “Nihat Genç” küfrediyor, ise, tamamen yalan, saçma, kuru iftiradır. İkibin sayfa içinde birkaç paragrafı bile geçmez. Ama ben küfrü başka cümleler içinde yaparım, gereklidir, yeri saati gelir yine yaparım, ister misin, şimdi yine başlayayım...

Edebiyat bilgisi olmayan, küfür ediyor gibi laflarla konuşur. Fransız ihtilalinin ilk günlerinde gazetelerin baş yazıları ‘Ulan İbneler’ başlığıyla çıkıyordu, bu kadar yeter mi? "



İkinci Hafta Soru ve Cevapları

***

Soruyu Soran: Cüneyt Yalçın

Soru: Kitaplarınızın çoğunu okumuş, okumaya da devam edecek biriyim. Yazılarınızda bazı kimselere neredeyse küfür ediyorsunuz, hatta bazılarına resmen... Durup bir düşünüyor musunuz  acaba okurlarım bundan rahatsız olur mu diye? Su gibi akan bir yazı birden bire kağıda balgam gibi yapışmış bir ateşten söz ile kesiliyor. Karadenizli celalinizi hep anlayışla karşılıyorum fakat haklıyken haksız duruma düşeceğinizi düşünmüyor musunuz? Üstelik bunlardan payını en çok alan aydın doğanın d&r'ında kitaplarınız satılıyor. Bundan rahatsız olmuyor musunuz? Bu zaman zaman çok sertleşen tavrınız sizi yormuyor mu? Eleştiriyi bu kadar etkili yapabilme kabiliyetinde bir yazarken neden küfürlerle yaralıyorsunuz yazınızı? Eli ayağı düzgün bir muhalif yazar ararken millet, ki siz buna çok uygunken, neden kendinize " aa bırak o ağzı bozuk herifi" dedirtiyorsunuz? Yaşı olgunluğa ermiş okurları -böyle yaparak- kazanacakken kaybettiğinizin farkında değil misiniz?
En önemlisi; küfür etmezsem, yazarken kendimi kaybedercesine yumruklar savurmazsam  "Nihat Genç, Nihat Genç olur mu hiç?" E mi inanıyorsunuz?
Umarım bana çok kızmazsınız, çünkü  bazen öfke insanın taşıyamayacağı bir yük oluyor.

CÜNEYT YALÇIN’A CEVAP


Şu küfür etme işini çok insan bayağı yanlış anlıyor. Cehalet içindeler. Küfür nedir, nasıl edilir, niçin edilir hala bilen yok. Önce küfür kötü bir şey değildir. Küfrü nasıl ettiğin, hangi cümleler içinde ettiğin önemlidir. Kime ve nasıl ettiğin önemlidir. Küfür soylu ve yüce bir çığlıktır, karşısına geçmektir, meydan okumaktır, eyvallahı olmamaktır, hepsine dayılanmaktır, güç gösterisidir. Ve mağdur haksız, altta kalan, ezilen, hakkı yenenlerin feryadıdır. Şimdi ne diyeyim, bin tane küfür şekli var.

Siz hangi şeylere küfür diyorsunuz. Benim hakkımda uydurulan “Nihat Genç” küfrediyor, ise, tamamen yalan, saçma, kuru iftiradır. İkibin sayfa içinde birkaç paragrafı bile geçmez. Ama ben küfrü başka cümleler içinde yaparım, gereklidir, yeri saati gelir yine yaparım, ister misin , şimdi yine başlayayım...

Edebiyat bilgisi olmayan, küfür ediyor gibi laflarla konuşur. Fransız ihtilalinin ilk günlerinde gazetelerin baş yazıları ‘Ulan İbneler’ başlığıyla çıkıyordu, bu kadar yeter mi?
 

***

Soruyu Soran: Nihat Işık

Soru: Orhan Pamuk hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilirmiyim? Ben bütün kitaplarını okudum, bence çok iyi bir yazar ama bu ermeni meselesi ile ilgili olarak çok fazla üzerine gidilmiyor mu?

NİHAT IŞIK’A


Orhan pamuk sadece aptalları kandıran, tarih, edebiyat, sosyoloji, kültür üzerinde bilgisi olmayan insanları aldatabilir, ki hep böyle oldu. Bu yüzden tarih edebiyat bilgisi zayıf insanlar okuyunca şaşırır, beğenir, bir şey buldum, sanır. İlerde kırk yaşlarına doğru kültürünüz genişledikçe sizler de yüz binlerce okuyucusu gibi kandırıldığınızı fark edeceksiniz. Zaten yurt dışında okunmasının sebebi, onlar da, “yahu ülkesinde yüz bin satıyormuş” diye şaşırıyor. Oysa ülkesinde yüz binlerce okunmuyor, herkes yarım bırakıyor…

Sonra çok daha sıkı batılı eleştirmenler Orhan Pamuk’a hiçbir şeye benzemediğini defalarca dile getirdiler.
Ancak Orhan Pamuğu koruyan çevreler bu yazıları Türkiye’ye aktarmıyor.. Velhasıl, bu adamın kitabı da kendisi de bir büyük yalandır, balondur... Değil diyorsanız o güzelim zamanınızı doya doya harcar, siz de yüzbinlerce insan gibi hayal kırıklığına uğrarsınız. Bir de banane… Tuğla yemek isteyenler bunu sonunda başarır.

 

***

 

Soruyu Soran: Zekai

Soru: Sayın Nihat Genç;
Ben Türkiye'nin yaşamakta oldugu siyasi, ekonomik ve kültürel bunalımdan çıkmasının tek yolunun tez zamanda bir dış düşman bulup, onunla savaşmasından geçtiğini düşünüyorum. 80 yıldır savaşmıyoruz. Bu da bizi çürütüyor. Birbirimize saldırmaya, birbirimizin başının etini yemeye devam ediyoruz. Ben şahsen savaşların toplumları dirilten ve/veya diri tutan bir araç olduğunu düşünüyorum. Bu konuda ne dersiniz? Selam ve saygilar...


ZEKAİ’YE CEVAP

Benim büyük bir ağabeyim var hala yaşıyor ve her gün Hürriyet okuyor ve hayatında tüm okuduğu gazete de Hürriyet’tir. Bir gün onunla nüfus çok hızlı çoğalıyor ne olacak diye tartışıyorduk. Bana çok şaşkın ve çok oturaklı bir şekilde , bunda üzülecek ne var,bir savaş çıkar yarısı kırılır…

Böyle bir şeyi nasıl düşünürsün diye sordum, hiç heyecanlanmadı ve bana akıl vermeye devam etti… Siz okudukça kafanız karışıyor, seller, depremler, savaşlar nüfusu kırar ve dünya kendi düzenini bulur.

Tabii ki benim fikrim başka, birbirimizin başını etini yiyoruz diyoruz, oysa değil , başımızın etini değil başka şeylerini sarhoşluk bilgelik tatlılıkla kendinden geçirebilirim. Hikayeler, sinemalar, sıkı sert tartışmalar ve soylu uğraşlar ve soylu sözler ve soylu jestlerle hayatımız çok daha iyi olabilir mi? Daha iyiye inanmak zorundayız, çünkü iyiye inananlar yüzünden mağaradan bugüne geldik. Hayır, hayır, burada kafam karışık , mağaradan iyi ki çıktık demeyeceğiz... Kafam karıştı...

Ancak başka şeyler de söyleyeyim, Pentagon raporlarından söz edeyim. Şu Güneydoğu Asya’da olup bitenlerin bir nüfus kırma operasyonu olduğu söyleniyor ve geçtiğimiz yıllardaki Çin’deki sara hastalığı ve bugünlerde Afrika’daki AIDS için nüfus kırma operasyonu deniliyor. Ancak bu kadar ‘deniliyor’…

 

***



Soruyu Soran: Mustafa ADIGÜZEL, Avukat

Soru: Sayın Genç,
Teröristbaşı Abdullah ÖCALAN'ın başvurusuna karşı AHİM'de Türkiye'yi savunan Av.Şükrü ALPASLAN'ın, 12.05.2005 tarihli kararı değerlendirirken kullandığı ifadeleri özellikle de, Türkiye'nin bu kararı uygulamaması halinde zor durumda kalacağına ilişkin beyanlarını nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Müvekkili aleyhine böylesine ağır hükümler taşıyan bir kararın yargılama sürecine katılmış bir avukatın - aynı gün NTV'ye çıkan eski Devlet Bakanı Faruk BAL'ın açıklamaları ile birlikte ele alındığında - bu beyanları karşısında Türk kamuoyunun tepkisi, 'bu avukat bizi satmış !' şeklinde olursa fazla ileri gidilmiş olur mu ?
Sevgi ve saygılarımla.
Av.Mustafa ADIGÜZEL

MUSTAFA ADIGÜZEL’E CEVAP

Bence sadece Türkiye değil, hepimiz kendi irademize göre davranmalıyız. Bu toprakların siyasi egemenliği bu toprakların çocuklarına, halkına aittir. Bunu bizler başaralım. Ayrım gayrım yapmayalım ve kimselerden emir almayalım. Ben, tarihin en ağır şerefsizliğini bir başka ülkeden, bir başka mahkemeden -emir- almak olarak görüyorum. Bizim kültürümüz , tarihimiz, değerlerimiz var, bu yüzden bizim mahkemelerimizi bizler kurabilmeliyiz. Dışardan emir almamalıyız. Dışardan emir almayı soysuzluk olarak görüyorum.

 

***



Soruyu Soran: Kadir Köz

Soru:
Nihat Genç;bir Trabzonlu olarak bir şeyler yazmış çizmiş, fakat meseleleri yeterince kavrayamamış.Trabzonun bugün geldiği noktayı, sorunlarını, bütün olumsuzlukları sağa yıkıp,solu bi güzel aklamanın peşinde. Tek parti dönemini özlüyor herhalde. Sağın da solunda Allah bin türlü belasını versin.Nihat genç anladığım kadarıyla İmam hatiplere acaip derecede kıl kapıyor.Trabzonu bu hale imam hatipliler veyahut muhafazakar insanlar getirmedi .öyle bahsettiğiniz gibi kimseye sokakta baskı filan yapıldığı da yok Trabzonda herkes hayvanlar kadar özgür.Özgür olmayan,olamayan sadece sizin küçümsediğiniz İmam hatipler.Yazık Gözümden düştünüz Nihat bey.Oysa bir hemşehriz olarak,abonesi olduğum gerçek hayat dergisinde görüşilerinizi okuduğumda ne güzel adam diyordum.hele arkadaşınız murat menteş hakkında söyledikleriniz,kardeşlikten söz etmeniz filan,ne kadar iyi di,şimdi gözümden düştünüz.Sol iyi sağ kötü öyle mi?yazık,gerçekten çok yazık.Yakuşmadi hemşerim

KADİR KÖZ’E CEVAP


Kadir kardeşim, siz beni okumamışsınız, lütfen beni okuyun, şimdi sizin söylediklerinizin ne olduğunu bilmiyorum, ben böyle şeyler söylemedim, yanlış okumayın, yarım okumayın, ucundan okumayın, benim sağcılık solculuk imam hatiplik bilmem ne fikirlerim ortadadır ve sayfalar uzunluğundadır. Beni mahkum etmek isteyenler istediği şekilde mahkum edebilir, ben kendi onurumdan yazılarımdan sorumluyum.

Sizden ricam, birkaç yazımın birkaç paragrafı hatta cümlenin içine girip kafanıza ve vehimlerinize göre yorumlar yapmaktır. Sizinle çok daha uzun görüşmek ve sıkı bir şekilde uğraşmak isterdim, ama, bu kadar saçma sapan suçlamalarla geliyorsunuz ki, ne diyeyim. Benim bahsettiğim fikirler ve düşüncelerle hiç alakam yok. Eksik ve yanlış okumuşsunuz; bu kadar...
 

***

Soruyu Soran: Esari Bayer

Soru: Amerikan Köpekleri kitabınızda rusyayıda diğer emperyalist devletlerle aynı yere koyuyorsunuz, oysaki içinde bulunduğumuz koşullarda dünyada kutupların çoğalması insanlık açısından daha iyi değilmi?

 

ESARİ HAYER’E CEVAP

Çok doğru diyorsunuz, Rusya’ya ayrı yer vermek lazım, belki de hızla geçip içinden giremedim. Ama son yıllarda Rusya’ya karşı fikirlerim oldukça değişti. Rusya’yla hesabım Çeçenistan üzerine sertleşmişti. Şimdi, dediğiniz gibi bu iki kutuplu dünyada, Rusların siyasi duruşlarını çok daha onurlu, soylu görüyorum.

Rusya’yla ve Putin’le ilgili çok şey okudum, ancak, bunları yazma şansım olmadı.. Doğru demiyorsunuz, ama, doğruya yakın şeyler söylüyorsunuz... Benim de kanaatlerim bu yönde zenginleşiyor..

 

***


Soruyu Soran: Mücahit Yılmaz

Soru: Nihat Baba,
Milliyetçi sitelerdeki forumlarda gördüğüm kadarıyla son günlerde Kürt düşmanlığı özellikle milliyetçi çevrede had safhada. Bende bu sitelerde cevap olarak bu düşmanlığın en büyük hainlik ve vatana ihanet olduğunu ifade etmeye çalıştım.Gerçekten bir iç çatışmanın tetiklenebilmesi sanırım Türkler üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılıyor.Bu arada Kürt mafyasına gözyumulması ve kapkaç olaylarından sürekli Güneydoğu'dan gelen çocukların kullanılması gibi haberlerde de bir kasıt var gibi.
Bu konudaki değerli düşüncelerin benim için çok önemli.
Sevgilerimle,

Mücahit Yılmaz’a CEVAP

Bu toprak hüzündür, ayrımımız gayrımımız yoktur, Hakkari’deki çöp kutusundan yemek yiyen çocuklara da Mustafa Kemal gibi saygı göstermek zorundayız.Kars’takine de, Genelev’dekine de, aklınıza gelen herkese, içimizde üstün, farklı, imtiyazlı, yoktur. Hepimiz bu toprakların çocuklarıyız . Birimiz iyi, birimiz kötü değiliz, olamayız. Değil insanlarımız, Diyarbakır’ın karpuzundan, Edirne’nin ayçiçeğine kadar ürettiğimiz her şeye kutsal bir aşkla sarılmalıyız. Bu fikirlerin bu ülkeye dışardan sokulduğunu düşünüyorum. Bu topraklarda yaşayan herkes beni yıllarca yönetebilir, danıştayım, cumhurbaşkanım, hükümetim, milli eğitimim olabilir, olacak…

Özel isimle konuşamam, kimseye cins, mezhep, ırk adı veremem, çünkü hepimiz aynı toprağın, aynı dağların aynı şehirlerin ve aynı tarihin çocuklarıyız. Sanırım birbirimize daha bir ihtimam göstermeli, birbirimizle laf yarıştıracağına, birbirimizin elini gözünü yalamalıyız. Birbirimizi yalayıp öpmekten ve sevgiyle ısırmaktan başka şansımız yoktur. Biz yoksullarımızı, fakirlerimizi düşünmeliyiz. Fakirin mezhebi, dini, ırkı yoktur, o bizim fakirimizdir, onun fakir oluşu, bizim onurumuzu ilgilendirir.

 

***



Soruyu Soran: Sabri

Soru: Benim sizden bi ricam olacak Tarabzonspor Türkiyde Futbol eğemenlerine satılmış medyaya köylülüğünden utanıp özünden kopup üst bi kimlik kazanmak için doğduğu topraklara kürfeden soytarılara inat Türk futbolundaki devrimci mücadelesini sürdürmektedir son ferner maçı bizi derin den üzdü ama yıldırmadı henüz küçük bi arkadaş grupuyla başlattığız medya eğemelerine ve onurlu futbol fedarasyonuna protestomuz da yazılarınız bizi yanlız bırakmayacağınızı umuyoruz.

Alayına isyan inadına TRABZON



SABRİ’YE CEVAP

Benim Trabzonspor’dan anladığım ve istediğim şudur: HARBİ FUTBOL. Trabzonspor harbi futbol oynayan ve harbi futboluyla şampiyon olan ve harbi futboluyla onyıllardır liglere renk katan takımın adıdır. Bir sıfır olsun bizim olsun anlayışını İstanbul takımları icat etmiştir. Bizim parolamız, oynayan kazansın…

 

***


Soruyu Soran: Fevziye Çıracı

Soru: Sevgili Nihat Genç çok duyarlıı ve toplumsal gerçekçi bir yazarsınız. Zaman zaman,ülkenin gidişatına bakıp umutsuzluğa kapıldığınız oluyor mu?Karamsarlaştığınız veya? Bağışlayın ama bunu çok merak ediyorum.Çünkü ben bu ülkeden hiçbirşey umamıyorum. Siz böyle duygular yaşıyor musunuz? Eğer yanıtınız hayır ise nasıl bu kadar güçlüsünüz? Veya nasıl güçlü kalabildiniz? Seksen öncesini yaşayan bir aydın olarak...Sizi çok seviyoruz...Ağva lisesi edebiyat ve tarih öğretmenleri / FEVZİYE ve ULVİ ÇIRACI

FEVZİYE ve ULVİ ÇIRACI’YA CEVAP

Ben her zaman umutluyum. Ya da şöyle söyleleyim. Umutlu olmak, umutsuz olmakla uğraşmam. Çünkü benim işlerim var. Çalışmam lazım. Umutlu da olsam çalışacağım, umutsuz da olsam çalışacağım. O halde, umutluyum umutsuzluğum diye bakmadan önüme bakmak daha doğrusu... Bugüne kadar kendime umutlu umutsuz diye bakmadım, görevlerim, işim, yapmak istediklerim ve düşüncelerim nedir diye baktım. Umutlu umutsuz tartışmasını arabesk bir tartışma olarak görürüm ve bu soruyu soracağınız bollukta yazarımız vardır! İyi dileklerinize teşekkürler... Sağolun.
 

***



Soruyu Soran: Ali Nadir KILIÇ

Soru: Sorudan ziyade bir sitemde bulunmak istiyorum. Bütün yazılarınızı takip ediyorum.Bir değişim sözkonusu artık metinlerinizde: Sokak çocuklarının, hemşirelerin, delilerin, tinercilerin, çırakların, dağların, buğday başaklarının, ladin ağaçlarının, güzel kız kara denizin yanlız kaldığını görüyorum. Hiç olmaz ise ayda bir sefer o bizi ağlatan, coşturan yazılarınızı görmek istiyoruz. Lütfen bunu cidiye alın. Bilinki sizin en sadık okuyucularınız bunlara aç ve oldukça duygusal.

ALİ NADİR KILIÇ’A CEVAP


Çok doğru söylüyorsunuz, yıllardır bahsettiğiniz konularda hikayeler yazamıyorum, inşallah bir gün başlarım yazmaya… Ancak Amerika’nın Irak’ı işgaliyle kendimi bir yerlere savurdum. Ve daha da ötesinde yerlere doğru evrildim. Şöyle yeni bir siyaset, yeni bir dünya, yeni kavramlar, yeni bir dil peşindeyim. Kendimce dünyayı yorumluyor ve galiba, bütün değerlerinizi ve işimizi ve ekmeğimizi ve emeğimizi ve ülkemizi ve satın almakta olan bu holding yangınına karşı bir şeyler yapmalıyız, telaşına düştüm ve hep bunları yazdım. Yakında ‘melamiler’ üzerine yani Ahiler’in meşrebi üzerine siyasi bir düşünce oluşturmadan , bahsettiğiniz konulara eğilemiyor. İnşallah bir gün. Ben de susuzluğunu ve heyecanını çekiyorum..
 

***


Soruyu Soran: Yusuf Genç

Soru: Selam.Leman'da ve Akşam Gazetesinde takip ettiğim kadarıyla sizin için "sımsıkı bir yazar" ifadesini kullanmakta asla tereddüte düşmem.Sorum şu: özellikle son dönem yazılarınızda değindiğiniz ve son olarak da Gerçek Hayat'ın bu haftaki sayısında, gördüğüm kadarıyla ve haklı olarak kapitalist modern sisteme karşı altyapısını oluşturduğunuz "karşı" çıkış cümleleriniz var, merak ettiğim aynı cümleleri insanın ve emeğin sömürülmesine neden olan sosyalizm hakkında da çekinmeden sarf edip edemeyeceğiniz? Cevap için şimdiden teşekkür ederim, yüreğinize sağlık.

YUSUF GENÇ’E


Şüphesiz öyle. Ancak işçi sınıfından kuşkuya düştüm. Avrupa işçi sınıfı üzerine çalıştım ve yorgun düştüm. İşçi sınıfı ve onun siyaseti üzerinde endişelerim oluştu. Bu işçilerin, altta kalanların, emekçilerin yanında değilim anlamı hiç çıkmaz. Hepsiyle beraberiz, yine eski günlerdeki gibi. Ancak, yaşadığımız dünya daha büyük cepheler, daha büyük siyasetler kurmamızı gerektiriyor. Küçük esnafı, küçük işletmeleri, gecekonduları, önlerindeki dükkanları, işleri, emekleri, altta kalanları, yani herkesi kapsamalı ve hepsiyle ortak post-endüstriyel bu dünyanın karşısına çıkabilmeliyiz.

Şimdilik sendikaların gidişatını iyi görmüyorum. Sadece sendika ve sadece işçi sloganları beni kesmiyor. Hele Avrupa’da yaptıklarını gördükten sonra bu insanlarla işim olmaz diyorum. Galiba biz mağdur, mazlum, doğulu ülkeler ve holdinglerin ülkemizi satın almaya başladığı ve ahlakımıza ve siyasetimize ve her şeyimize karışmaya başladığı bugünlerde daha yüksek daha geniş bir siyasi yapılanmaya gidebilmeliyiz. Bunun için en çok üzerinde durduğum küçük işletmeler, ya da “tek iş kolunda” çalışan, yani holdingleşmemiş bütün şirketleri, işleri kastediyorum... Tabii uzun mevzuu, ayrıntılar yazılarımda…

 

***



Soruyu Soran: Furkan Bolkan

Soru: Holdingler almış başını gidiyor. Bu ülkede her şey 2-3 kişininmiş gibi sürekli onlara çalışmamız gerekiyormuş gibi medya gücünü de arkasına alan bu insanlar şimdide 200-300 kişinin çalışacağı hal esnafını da kaldırmaya çalışıyor.Amaçları bir kaç trilyon daha ceplerine indirmek.Pazarlarımız iş yapamaz hale gelmiş kabzımallarıda kaldıracaklar,bunun sonucu en az 1 milyon insan işsiz.Bu ülke nereye gidiyor.
 

FURKAN BOLKAN’A CEVAP

Aynen böyle diyorum, doğru diyorsun. Holdinglerin ülkeyi yağmalamasına izin veremeyiz. Holdingler sadece ülkemizin değil, insanlığın sonunu hazırlıyor. Her şeye onlar karar veriyor, beğenileri, romanları, sinemaları, düşüncelerimizi, her şeyimizi onlar kararlaştırıyor. İşte Fransa’da isyan başladı, siz de bu büyük isyana katılın.

 

***
 

Soruyu Soran: Mustafa ijaz & Muhammet Es'ad

Soru: NİHAT ABİ BİZİ İRİ ANLA


Bir keresinde "bütün ayetlerini okudum ama yinede aşık olmaıyorum." Gibi bir ifade kullanmıştınız. Somut bağlamda Rabbinin ayetine aşık olamayanın bize söyleyecek ne sözü olabilir. körler sağırlar birbirini ağırlar durumunda kalmış olma gerçekliği size yanıldığınız payesini vermiyor mu? Herkesin bir şey söylediği ortamda söylediğinizin sloganvari bir üslupla sunulmuş olması sizde ne kadar bir cezbe hali oluşturmakta? Sövgüyle dillendirdiğiniz ve zulme sövgüyle mukabele ettiğiniz bir durumda sövgünüzün dikkate alındığı ama diyelimki mesela amerikaya sövgünüzün bu anlamda dikkate değer alınıp fakat işaret ettiğiniz alan olarak amerikanın ve zulmünün dikkate alınmadığı gerçekliğini siz dikkate aldınız mı hiç? siz kızılay meydanına çıkıp ağlasanız kaç kişi sizinle çıkıp oturup ağlar hiç düşündünüz mü? kimse ağlamaz. Çünkü herkes nihat gencin sövmesini ve konuşmasını beklemektedir. o yüzyılımızın yaşlanmayan muzip çocuğudur. ağlaması kendisinden beklenmez. herşey üzerine birşey söyleme yüzeyselliğinden sıyrılıp birşey üzerinde derinleşme hakikatine ne zaman bulaşacaksınız?gördüğünüz gerçeklikler içerisinde kendi durumunuzun yer eden erotizmini ne zaman farkedeceksiniz? tüm bunlara karşın bahaneniz rızkınızı bu soytarılıkların içerisinde buluyor olmanız olabilir ama bu hiç te masumca değildir. ıarakta yaralanmış bir biçimde kanlar içinde yatan bir çocuğun fotoğrafını çekmek komediliğinden uzaklaşıp çocuğa yardıma yönelmenin esas hakikatine ne zaman vakıf olacaksınız? kendiniz gibi yeşil romantikler olan hakan albayrak ve efradının sizinle birlikte zulüm mümessileri tarafından arızi bir duruma bırakılmış olmanızın ( mesela Hakan Albayrak'ın hapse girmesi ve bunun üzerinden zulmü popülerleştiren ve tiraja döken duruşunun) size verilmiş rüşvet olduğu ve sizin bu rüşveti yediğiniz hakikatini ne zaman idrak edeceksiniz? Söylem üslubunuzun erkekleşen bir kadın üslubu olduğunu farkedebiliyor musunuz?
 

MUSTAFA / MUHAMMED ES’AD ‘A CEVAP

Çok yakışıksız cümleler. Saygıdeğer hiç değil. Saçmasapan. Ve benim bokumdan köfte yapıp yiyenler dediğim cinsten. Öyle yazılar yazmak size bir şey kazandırmaz. Bahsi geçen şeylerin hepsi yalan, iftira, sahte, anlaşılmaz, tuhaf, bozuk. Benimle hiçbir ilgisi yok. Ne olur kendinize yazık etmeyin. İftira etmenin daha harbi yolları vardır, adam gibi sizi beğenmiyoruz, deyin. Ben yıllarca durmadan ve aralıksız binlerce sayfa yazı yazdım, bu ülkeyi , geleneklerimizi, ahi birlikleri, Melamileri , madenlerimizi, annelerimizi, hemşirelerimizi, Felluce’ yi, İsfahan’ı Doğu’yu ve onlarca güzel şehrini ve hepimizin dedelerini, savaşlarını en güzel sözler en güzel hikayeler içinde anlatmaya çalıştım ve yüz binlerce insana okuttum.

Şimdi bana söyleyeceğin cümleler bunlar mı? Ne diyeyim, utanma duygusu zor elde edilebilen bir duygu değildir, ama çok hızla kaybedilebilen bir duygudur. Öyle cümleler kuruyorsunuz ki ‘ben insan değilim’ diye bağırıyor cümleleriniz. Bu
internet denilen aleti neden herkes sapıklığa hizmet olsun diye kullanıyor... Böyleyse cevap vermeyelim, derin şaşkınlık içindeyim, susalım. Allah’tan hayırlısı!

 

***

TEŞHİS OLUNAN RAHATSIZLIĞINIZIN REÇETESİ
1- Zihinsel masturbasyon yapmaktan,
2  Slogan atmaktan,
3- Merkez medyaya kusup sonra merkez medyanın kucağına oturmaktan,
4- Türkiyenin karikatürize edilmiş bir kimliği olmaktan,
5- Sizde olmayan meziyetlerle sizi öven sizde olmayan meziyetlerle sizi yerebilen gruplarla olmaktan "LEMAN VE VE BİLFİİL MEDYATİK GRUPLAR),
5- Kötü örneklerle kendinize düstur edinmekten ve bunu etrafınıza sadra şifa bir şeymiş gibi sunmaktan,
6- "Ben kulumun zannı üzerineyim" düsturunu edinmemekten (oysa biz "canım yarabbim beni çok seviyor bak cola" diyen altı yaşındaki Döndü'nün hikayesini sizden öğrendik),
7- Müzmin bir umutsuzluk haline bürünmekten,
8- "La" demeyip hayır demekten,
9- Medyaya pornografik malzeme sunmaktan,
10- Ahlaktan yoksun bir tavırla ahlaktan dem vurmaktan
İMTİNA EDİNİZ. İSTİMNA ETMEYİNİZ

Sanırım konuyu biraz uzattık asıl sorulması gereken soru şuydu: siz yatsı namazını erken kılıp sabah namazına kalkabiliyor VE DUA EDEBİLİYOR MUSUNUZ?
 

TEŞHİS OLUNAN RAHATSIZLIĞINIZIN REÇETESİ başlıklı yazıya cevap


Uyarılarınıza, teşhislerinize, ikazlarınıza ve tebliğinize ve niyetlerinize teşekkür ederim. Açık sözlü olursanız siz kazanırsınız. Harbi olsun canımı yiyin. Ancak muhatap olduğunuz insanlara bir not göndermek ihtiyacı duyuyorsanız o insanın herhangi bir yazısını kitabını okumuş olmanız nezakettendir. Tanımıyorsanız böyle bir not göndermeyin. Çünkü utanırsınız, mahcup olur üzülürsünüz.

Bakın güzel kardeşim, benim medyadan aldığım para, bütün gazetelerin, herhangi bir gazetenin kapısında nöbet tutan güvenlikçinin maaşından fazla değildir. Medyada yazmamın nedeni , geniş kitlelere ulaşmak isteyişimdir. Ki, geçtiğimiz hafta hepimiz bunun iyiliklerine şahit olduk.mesela ben yıllarca sağcı solcu ayrımlarını parçalayan bir üslup ortaya koyuyorum. Bunun nedeni yaklaşmakta olan büyük dünya savaşını görüyorum, gördüm ve defalarca yazdım.

Bu savaş eski dünyayla yeni dünyanın savaşıdır. Küçük işletmeciyle ,kendi kişisel ahlakı, ülkesinin ahlakı, ulusal değerleri, gelenekleri, küçük evi, kendi işi, kendi emeğiyle yaşayanların HOLDİNGLERE karşı verdiği kavgadır. İşte Fransa’daki seçimlerden iki gün önce TV’ye çıkıp bunları anlattım. Yazılarımda da bunları anlattım, anlatıyorum.dünyada yeni bir ‘bileşke’ ortaya çıkıyor, sağcısı da solcusu da holdinglere ve post-endüstriyel bu dünyaya karşı ayaklanıyor. Neden yazılarımı takip edip yıllar öncesinden bunları nasıl heyecan ve aşkla kaleme aldığımı izlemediniz. Ve beni kurbağadan lavuktan boktan bir adammış gibi sanıp, bu kadar aşağılık bir yazı kaleme aldınız. Beni okudukça ve tanıdıkça, kullandığınız bu üsluptan utanacaksınız…
 

 

***


Soruyu Soran: Cansel

Soru: Bir Temel fıkrası anlattın, bütün kardeşlerimi yanıma istiyorum dedin duygulandın. İşte o an... Nihat Genç bu ülkenin yetişdirdiği aydınlardan birisimidir sorusu bende cevap buldu. EVET, EVET ,EVET.  Sevgili Nihat, Ülkemin aydınlarını tanımak istiyorum. Onlara güvenmek istiyorum. Bunu nasıl başarabilirim?

CANSEL’E CEVAP

Cansel bunun için , bu ülkenin kıymeti olmuş, klasik yazarlarımızı okuyacağız, Yakup Kadri’den girip Aziz Nesin’den , Kemal Tahir’e ,Orhan Kemal’e , Necip Fazıllar’a, Nazımlar’a sağ, sol demeden, bu ülkenin değeri olmuş ve ses getirmiş onlarca büyük değerde yazarımızı, hemen şimdi hatim etmeye başlayacaksın. Ülkemizi tanımak için buna mecburuz.

Sabahtan beri onlarca insana cevap veriyorum, ve çok şüpheliyim, ülkelerini tanımıyorlar, yazarlarını, madenlerini, bu ülkenin şimdiki derdini, şimdiki dünyanın çıkmazlarını, bilmiyorlar. İşleri güçleri ‘bozuma uğratmak’ , işleri güçleri bir tuhaflık, bozuk yapmak. Ben onların cehaletini fark ettiğim için yazar oldum.

Onların cümle tekniğinden nasıl bir zavallılık içinde olduklarını sezebiliyorum. Sorunumuz şudur, ülkemizi ve dünyamızı oluşturan insanlık değerlerine yabancıyız. Soylu kavgalara, şövalye kavgalara, gerçek insanlara, sahici tartışmalara, güzel sözlere, yüce, anlamı olan ve bizleri iki cihan sarhoş edecek hikmetlere, yani dünyaya yabancıyız. Galiba internet denen bu zıkkım dünyadan uzaklaşmaya ve cahilliğe fazlasıyla hizmet ediyor..


Soruyu Soran: Nihat Işık

Soru: Boğaziçi üniversitesindeki konferansın iptali için ne düşünüyorsunuz? Lemanda yazdığınız şu mustafa hikayesini televizyonda da anlatabilirmisiniz? Bunu herkesin duymasını istiyorum çok güzeldi..İyi çalışmalar
 


NİHAT IŞIK’A CEVAP


Nihat, defalarca yazdım, TV’den de söyledim…
 

***


 

Karakutu.com - Nihatgenc.com

 

Hamiş:

Yazıları bilgisayar ortamına aktaran  Sibel Büyük Demirci'ye  şükranlarımızla







Bu haberin geldigi yer: Nihat Genç
http://nihatgenc.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://nihatgenc.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=887