Sorularınız ve cevapları ilk hafta son bölüm
Tarih: 26.05.2005 Saat: 04:18
Konu: Nihat Genç


Gönderenin İsmi: Selahaddin

Soru: "Dedemin daşağı in aşağı" yazınızda bahsettiğiniz o döneme ilişkin yeni yazılarınızı okumak isteriz. Belki ibret alınır.. Teşekkürler.


Selahaddin'e Cevap:

Selahattin ben de çok hikaye yazmak istiyorum, farkındaysan hikayeyi bıraktım gibi, çünkü, bu Amerikan yavşağı Irak'a girdi ve biz siyaset içinde kilitlendik. Kaç yıldır strateji, analiz, bölge, uluslararası siyaset yazmaktan benim de canım çıktı...

Hep hikaye yazdığım o günleri özlüyorum. Nerde ? Belki bir daha olmayacak. Çünkü yazılacak çok şey var... İnşaallah Allah bana o fırsatı tanır. İnşaallah bu ülkeye onbeş/yirmi tane birbirinden güzel hikaye yazma şansı daha bulurum.



Sorular ve cevapları ilk hafta son bölümü
 

Önemli not:

Nihat Bey'e gönderilen soruların seçimi - tasnifi tamamen www.nihatgenc.com  - www.karakutu.com  editörlerinin insiyatifinde olmuştur.

***
 

Gönderenin İsmi: Salih KARAEMİNOĞULLARI

Soru: Sayın NİHAT GENÇ
Siteyi henüz inceleyemedim. SKY Türk'te şu an Nihat GENÇ konuşuyor, konuşması bitince ilk işim bu olacak. Bu değerli yazar beni çok etkiledi.Siteyi de Google'den buldum. Muhteşem bir aydın. Muhteşem bir yurtsever, mükemmel bir hatip ve aydınımız. Onunla gurur duyuyorum. Böylesi aydınlara sahip olmamız çok güzel... Dolu dolu bir insan... Konuşmasında halkımız aydınlardan kuşku duyuyor onlara güvenmiyorlar dedi. Doğru... Öbürleri senin gibi kutsal değerlerimize sahip çıkmıyorlar ki.. Donanımları senin gibi değil ki, senin yurtseverliğin onlarda yokki. 3-5 kuruş için herşeyi yapabiliyorlar. İşte Doğu Hoca örneği.

Nihat GENÇ Ben 55 yaşındayım. İnanki bu yaşıma kadar Senin gibi duygulusunu, senin gibi güzel konuşanını, senin gibi kaliteli can bir aydını tanımadım. Bu nedenle çok huzurlu ve mutluyum. Sana Sevgi ve saygılarımı yolluyorum. Allaha emanet ol.

Salih Karaeminoğulları'na Cevap:

Hocam sizlere teşekkür ediyorum, ancak, ben de, bu ülkede onlarca yıl yazdıktan sonra değil, ekrana çıktıktan sonra birçok takdir almaya başladım. Bu da ülkemizi yeterince tanımıyorz anlamı çıkıyor. Mesela şimdi ekrana çıkamamış çok değerli yazarlarımız, hikayecilerimiz olabilir. Beni görüp nasıl mutlu olduysanız, biraz sağı solu arayalım, bakalım, belki mutlu olabileceğimiz bir çok yetenek, zeka, görebiliriz. Bana bu isyânımı dile getirme şansı verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Selam, saygı...

***


Gönderenin İsmi: Ahmet Öztürk

Soru: Sevgili Nihat Genç'e bir sorum olacaktı. Kendisi gerek Leman dergisinden gerekse de bulabildiğim yayınlardaki yazılarında takip etmekteyim. Kendisi bir yazı efsanesidir benim kuşağım için. Reklamsız ve görüntüsüz yayılmıştır. Batılıların deyimiyle bence tam bir "underground" dır. Kendisinin bazı sorulardan hoşlanmadığını biliyorum. Mesela bu yazınızda kurguladığınız öykü gerçek mi? Bir yazara sorulmayacak soru neden ona sorulur hayret verici bir durumdur bu da :) Kendisine doğulu yazarlarla buluşma platformunun bizlere nasıl açılımlarla devam edeceğini sormak istiyorum. Yani bu bir entellektüel kavuşma aşamasını bizlere ne zaman ulaşarak aşacak. Kafalarındaki proje tam olarak nedir öğrenmek istiyorum. ( dedemin daşağı in aşağı isimli yazıyı kastediyor )

Ahmet Öztürk' Cevap:

Edebiyat gerçekleri estetize edebilme, okutabilme, akıcı hale getirme, sarhoş edebilme, derdi aktarabilme becerisidir. Bahsi geçen hikaye ve diğer hikayelerim gerçektir, ama hikayenin gerçek yanını anlatsam sadece iki paragraf tutar, bu yüzden, bir belgesel anlatmıyoruz, yazarın düşünceleri de araya girer ve asıl gerçeği hepimizin tartıştığı gerçek haline yazarın iç dünyasındaki çatışmalar getirir. Sevgiyle...

***

Gönderenin İsmi: Uğur özkul

Soru: 32 yaşında denizlili bir avukatım. 12 yıldır sizi okuyorum. Bu ülkenin tarihini coğrafyasını ağaçlarını aşkını coşkusunu farelerini bile sizden öğrendim.oğlum olursa adını Nihat koyacağım

Uğur Özkul'a Cevap:

"Oğlum olursa adını Nihat koyacağım" diyorsunuz, bakın aklıma ne geldi, benim de bir kızım olsaydı, adını YÂNE koyacaktım, Yunus Emre'den ben giderim yâne yâne...


 

***

Gönderenin İsmi: Burcu

Soru: Merhaba Nihat abi ben sizin 17 yaşında bir okuyucununuzum.bütün yazılarını beğenerek okuyorum.Sky Türk'teki konuşmanızda Paşa diye birinden söz ettiniz ve güzel birkaç şiirini okudunuz. Acaba bu Paşa kimdir? Açıklarsanız sevinirim.

Burcu'ya Cevap:

Paşa diye biri var. Konur Sokak'ta  komilik yaptı. Şimdi yapmıyor, belki yine yapar. Adı Evren olduğu için arkadaşları Paşa lakabı taktı. Temiz bir çocuk. Benim de arkadaşım. Şimdi beraberdik. Termosla çay satabilir miyiz diye bir piyasa yaptık. Hani işportacıları gezip satacak. Bakalım, termos alacak, ama, bu kadarla kalmıyor, çayı nerde demleyecek. Meğer bu işin de dükkanları varmış. Gidiyor anlaşıyormuşsun  yarı yarıya. Yani, evde yapıp sokağa çıksan yarım saatte tükenir çay. Sonra ne olacak. İşte bu hazır çaycılarla yarı yarıya anlaşmak zorundaymışssın, bakalım...

 

***



Gönderenin İsmi: ÖZDEN KAYA-ŞEMSETTİN ERDEM

Soru: Ekranda deli dolu bir adam...Ara sıra denk geliyor..KİMDİR BU HERİF!.. 80 öncesi kuşağın artıklarına benziyor. Harbi, deli dolu.. İçten, samimi, en önemlisi uzun süredir soyu kesik 'YERLİ' düşünce çabası içinde... Sağa sola arkadaşlara söylüyorum.. Aman sky tv. izleyin diye.. 'HI,HI! sesleri. Neyse bir var bir yok..Son olarak dün akşam son anda yakaladım. Kısacası günlerden cumartesi ve biz büro olarak internet sahibiyiz artık.. Ve size bir selam göndermek istedik..  'SELAM DOST' 'SELAM DOST GÖNÜLLÜ ARKADAŞ'...

Özden Kaya ve Şemsettin Erdem'e Cevap:

Beni ekrandan tanıyanlar yüzde birimi dahi tanıyamaz, ben, kitaplarımda saklıyım. Yerli derken doğru diyorsun, ama eksik. Bu ülkenin çocukları bu ülkenin değerlerini bilmeli. Cümleleriniz daha düzgün yazılırsa  mutlu olurum. Öyle ayak üstü laga luga  kurulmuş sıradan mektuplar hoşuma gitmez. Ama mektubunuzda çok samimisiniz, bu yüzden samimiyetinize teşekkür, Türkçenize ise lânet olsun...


***

Gönderenin İsmi: Aytunga Taklacı

Soru: Hızla yozlaşan bu mekanizmanın devinimle kendisine gelme süresi nedir? Siz bunun kırılıp akışa bilginin akışa geçebileceğe, toplu üretimle ivmelenmenin olacağına gerçekten inanıyor musunuz? Yoksa kendi kendimize mastürbasyon yapmaya devam mı edeceğiz?
Saygılarımla
 

Aytunga Taklacı'ya Cevap:

"
Kendi kendimize mastürbasyon yapmaya devam mı edeceğiz", diyorsunuz. Sorunuzu basit buldum. Ben ona buna bakmam, ben orda kötü şey var burası çirkin diye beklemem. Onlara küfrederim, ama yoluma da devam ederim. Çünkü ben güzel bir şey yapmak istiyorum.

Bu ülke gençlerinin sevdiği bir yazar olmak istiyorum. Ona buna baksaydım yarı yolda kalırdım. Beni kendi işimin dürüstlüğü ilgilendirir.  Hepimiz bu ülkeye bir değer katabilirsek, senin gibi bu tuhaf sızlanmaları kısmen durdurabiliriz. Bakın içinizden ben ve birçok insan, bir zamanlar senin gibi dertleniyordu, ama, oturdu ve güzel bir kaç şey yapma çabası içine girip, yazdığı şeyleri onbinlerce insana anlattı... Bakın Leman her hafta bayilerde, ellinin üstünde genç sanatçı her hafta birşeyler üretiyor... Ve ülkemizin birçok kurumunda, yayınında kendi işini düzgün yapan yüzlerce insan var. Bunları arayın ve bulun...

Bulun ki, bulunduğunuz taradığınız dikkatinizi çeken çöplük sizi daha fazla üzmesin. Size de yazık...


***


Gönderenin İsmi: Mehmet Ali Başaran

Soru:
Ülkede kitap ne kadar pahalı biliyorsun. Bir kitabının üzerine 25 ytl etiket koymuşlar. Öğrenciyim. Kitabını alamadan çıktım kitabevinden. Bolca küfür ettim düzene. Sonra düşündüm ve beni çok zorlamışsa da aldım bütün kitaplarını. (iletişimi de baştan aşağıya kalayladım bu arada.) Çünkü Trabzonluyum. Çünkü bir söyleşinde okudum; korsanlar bilse satmazlar kitaplarımı demişsin, yayınevlerinden doğru dürüst para alamıyorum demişsin. inşallah 800 bin liraya mal edilen kitabına verdiğim 9 milyondan sana da bir şeyler düşüyordur. Kitap almak için kanını sattığın doğru mu?
Bir de Akşam Gazetesi'nin seni bozmayacağını senin ağzından duymaya ihtiyacımız var. Son olarak derkenar adında bir edebiyat dergisi çıkartıyoruz (www.derkenar.gen.tr )
Edebiyat üzerine bir söyleşi yapabilir miyiz seninle.
...
Türk olduğumuz için, öğrenci olduğumuz için, Trabzonlu olduğumuz için ve hepsinden önemlisi namusumuzla yaşamaya çalıştığımız için köpek gibi eziliyoruz İstanbulda. Sana güveniyoruz hırçın uşak.
Allaha emanet ol!

Mehmet Ali Başaran'a Cevap:

Benim gençliğim sokaklarda geçti ve bir kaçını hikayelerime taşıdım, çünkü fazla ezik, fazla sürünen bir portre ortaya çıkartma benim de işime gelmezdi. Söyledikleriniz doğru. Ayrıca, diğer sorunuza gelince, benim metinlerimi tanıyan böyle sorular sormaz. Yazılarımın içine girmiş koklamış insanların beni yeterince tanıdığını düşünüyorum. Derginize gelince, pekala röportaj yapabiliriz. Sevgiyle...


***

Gönderenin İsmi: Topaloğlu

Soru: Selam son iki aydır Nihat Genç ismi hep gündemimde, kitaplarını okuyorum internetten yazılarını okuyorum diğer yazarların Nihat Genç hakkındaki yorumlarını okuyorum, hatta ekşi sözlükten bile yorumlara bakıyorum çok garip bir insansın, çoğu fikrine katılıyorum bazen çok sivri dilii oluyorsun ne Aydın Doğan'ın köpekliği kalıyor ne Ertuğrul Özkök'ün şerefsizliği millete sayıyorsun sövüyorsun, Şerif Hüseyin'in yedi kuşaktan torununu görsem öldürürüm diyorsun vs vs... Bu kadar satılmış adamın arasında bu kadar şerefsizin arasında çıkıp bunları söylemeni takdir ediyorum ve çok merak ediyorum dünyada bu kadar ince hesaplar yapan her ayrıntıya dikkat eden yahudi lobisi seni fark etmiyor mu?
Senin bu milletin gözünü açtığını bu millete satılmış köpekleri gösterdiğini bilmiyor mu? Kısacası nerden geliyor abi bu heyecan? Sen konuşurken veya yazını okurken canlı bomba olup Amerikan büyük elçiliğine giresim geliyor... Sen böyle bir misyon yüklenmişken bu satılmış ülkede hiç bir tepki görmüyomusun kimse yıldırmaya çalışmıyomu seni kime güveniyosun ya sadece yürek yeterlimidir bunları yapmak için ?
 

Topaloğlun'a Cevap:

Sorunuzun ayrıntısına geleyim. Söylediğiniz yerler beni yeterince takip ediyor, peşime adam koyuyor, tehdit ediyor, bunların hepsi oldu. Ben bu ülkede en çok dava açılan yazarlardanım, incelemedim, belki de en çok dava açılan adamım.

Tehdit, şantaj, yol kesme, bıçak, silah çekilme ve linç edilme gibi her türlü toplumsal olayı kendi şahsıma dönük yaşadım. Biz yazarız, topluma dönük konuşuyoruz, sevmeyenler, başkaları dürtecek, kovuşturacak, iftira edecek, yolumuzu kesecek, bunlar olacak. Tabii ki olacak, duvara konuşmuyoruz. Ama biz de yolumuza devam edeceğiz.


***

Gönderenin İsmi: Özgür

Soru:
. Ermeni soykırım iddiasında bulunanların, bu soykırımla ilgili verdikleri tarih Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan önceki tarih. Yani Osmanlı Devleti'nin var olduğu dönem.

Peki, o dönemin (ortada bir soykırım varsa) sorumluluğu niye Türkiye Cumhuriyeti'nden isteniyor. Eğer biz Osmanlı devleti isek, o zaman bilelim, Osmanlı devletinin haklarını uluslararası arenada arayalım değil mi ? Bence biz karlı çıkarız. Bu arada, benim gözümden kaçan yada bilmediğim başka ayrıntılar varsa öğrenmek isterim.

Sizin bu konuda ki düşünceleriniz...?

Yani ortada bir soykırım varsa..Biz Türkiye Cumhuriyetiyiz.. O dönemde doğmadık..Yok Osmanlının devamı isek...O zaman Osmanlının haklarını aramamız gerekmez mi dışarıda

Özgür'e  Cevap:

Kardeşim, Osmanlı bizim Osmanlımızdır, bizim tarihimizdir. Bizler ulusal haysiyetimize  sahip çıkmalıyız. Ve ulusal onurumuzu korumalıyız. Bu topraklar tarihin hiç bir döneminde din yüzünden ırk yüzünden birilerini katletmedi. İç savaşlarımızın sebebleri "siyasi iktidar" kavgasıdır.  Türkiye'de bugün yaşayan Ermeniler bizim toprağımızın hem asıl hem de asil insanlarıdır. Ancak dışardaki odaklar ülkemizi zayıflatmak istiyor. Buna müsaade etmemeliyiz. Ben ulusal onurumuzu kırmaya yönelik bu hareketler karşısında bütün gençliği uyanık olmaya davet ediyorum.


***


Gönderenin İsmi: Yunuszade

Soru:
ORTALIKTA İTİRAFÇILIK MODA OLMUŞKEN; TERSİNE KÜREK ÇEKENLERİ GÖRMENİN UTANCI VAR BENDE ŞU DEM... YANLIŞLARIMI YOK SAYMADAN OSURUK RÜZGARINDAN NÜKLEER ETKİ YARATAN NİHAT GENÇ'E BAKIP KLASİK KONUŞULANLARI BELİRLEME ÇABASINDAYIM: YAV BUNLAR NECİDİR? BOŞVER! BU KADAR AKILLI ADAMA BAKTIK; BİRAZDA DELİLERE KULAK VERELİM; HEM ANLAŞILAN BUNLARIN TAPTIKLARI PUTLARI, ÜSTATLARI HOCAEFENDİLERİ BAŞBUĞLARI ÖNCÜ KADROLARI BARONLARI YOK...

Yunuszade'ye Cevap:

Yunus fazlasıyla badireli günlerden geçtik. Geçtiğimiz otuz yıl içinde her türlü çirkin, pis, kirli siyasetçi, tarikatçı, ajan, yalan, dolan adamlar işleri fazlasıyla karıştırdı. Ve karşımıza bir yığın bozuk adamlar çıktı, çıkmaya da devam edecek. Sen tüm bu bozuklukları teşhis edecek bir yaştaysan sorun yok. Ben "kandırılmayacak" kadar okumuş, tartışmış  bir genç neslin varolması için yazıyorum.

***


Gönderenin İsmi: Filhakika

Soru: Selam ve muhabbetle... Milliyetçiliğin bir ölçüsü var mıdır? Varsa nedir? Milliyetçilik ile ırkçılık arası ince çizgiyi belirleyen unsur nedir?.Kişiden kişiye mi değişiyor? Hayırlı akşamlar...

Filhakika'ya Cevap:

Milliyetçiliğin ölçüsü vardır. Türkiye bir tarafta, tetikçi, susurlukçu, mafyacı bir milliyetçiliği tanıyor. Diğer yandan varoşların dinî değerlerini kullanıp bunları holdinglere peşkeş çeken merkez sağ partilerin milliyetçiliğini biliyor. Ben iki taraftan da değilim. Ben milliyetçi kelimesine de karşıyım. Ben vatanseverim. Ama bu büyük yığınlar içinde yüzbinlerce kardeşim var. Onların içinden ve çok çetin yollardan çıkıp geldim. Onlara diyorum ki, kardeşlerim, bizler vatanseveriz. Size uydurup söyledikleri "milliyetçilik" ne ülkemize göre, ne bize göre. Bırakın!.

Yazılarımı iyice okuyun, bunların eleştirisini göreceksiniz. Ancak, ben milliyetçiyim diyen yüzlerce samimi, dürüst arkadaşım var, onların ne kadar büyük fedakarlık içinde nasıl derin yoksulluklar içinde ülkelerini ve kendilerini satmadıklarına kendim şahit oldum.

Ama onların kendilerini ifade edecek ideolojik tartışmaları çok zayıf... Birileri bu temiz çocukları, çok temiz kavramlarla tanıştırmalı. Laf uzun, nerden gireyim, şimdilik hepsi bu...

***

Gönderenin İsmi: Kenan oğuz

Soru: Sizleri yayınlarınızı okuyarak takip etmekteyiz. Çaykara-Dernek Pazarı Kültür ve Yardımlaşma Derneği adına web sayfası oluşturma çalışmalarımız devam etmektedir. Söz konusu çalışmalarımıza katkılarınızı bekliyoruz.

Kenan Oğuz'a Cevap:

Çaykara-Dernek Pazarı Kültür Derneği'ne ne gibi yardımlarım olabilir ? Söyleyin. Bir yazarla muhatap oluyorsunuz. Bu yazara bir sorunuz varsa söyleyin, yoksa, ne istiyorsunuz, adını koyun...

Yardım edin ne demek ?  Ne yapalım, para mı, kitap mı, nedir adı, söyleyin ?

 

Birinci bölüm için tıklayın
İkinci bölüm için tıklayın

***


www.nihatgenc.com - www.karakutu.com





Bu haberin geldigi yer: Nihat Genç
http://nihatgenc.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://nihatgenc.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=790