Sorular ve cevapları ilk bölüm
Gönderenin İsmi: Ebru D.Kınık
Soru: Merhaba
Aslında net olarak
nasıl başlayacağımı bilmiyorum bu bir mektup olmadığı için
kısa ve net şeyler yazmam gerekiyor ve bu beni biraz zorluyor, yıllardır
yazılarınızı Leman'dan takip ediyorum. Kimi zaman sizinle beraber bende
küfrettim kimi zaman
yahyanın hikayesi beni de ağlattı (İhtiyar Kemanıcıyı yeni
okuyorum bin bir türlü duyguyla) One Man Show artık bir şeyleri kaldıramaz olup
ne zaman dolsam rastgele bir yerlerinden okuyup nefes aldığım nadir kitaplardan,
bunları niye
yazıyorum? Bugün ınternet üzerinden yazılarınızı okurken bir
yazar değerlendirmesi gördüm, daha önce okumamıştım ve gözüm Alev Alatlı'yı
aradı sonra tüm yazılarınızı taradım ona dair bir şeyler bulamadım. Belki sizin
yazılarınızı çok
sevdiğim için dünya görüşünüzü sevdiğim için sevdiğim başka bir
yazarı sizin dilinizden dinlemek istedim. Ona dair bir şeyler yazdıysanız ve ben
kaçırdıysam lütfen kaynak gösterin yazmadıysanız bir kaç cümleyle ona dair
fikirlerinizi
paylaşırsanız çok mutlu olurum.
Sizi okuduğumda kendimi temiz hissediyorum, aldatılmıyor gibi altında bir şeyler
aramadan. Yüreğimizi harekete geçiren acıyla, coşkuyla veya küfürle sizden başka
kimse kalmadı. Sanırım
biraz daha uzatırsam mektup tadında olacak o yüzden her
şey için yüreğinize sağlık diyorum
Ebru.D.Kınık
Kayseri
Ebru Kınık'a Cevap:
Bahsi geçen yazarı ben de severim, ama o
kadar. Ben birileri hakkında bir
fikir söyleyeceksem, bunu tartar, düşünür, bir daha düşünür öyle söylerim. Çünkü
karşımdaki yazar bir değerdir, çok sıkı şekilde ince okuyup sık dokumam
lazımdır, emeğine, sanatına hürmet göstermem
gerekir ki; yazıların da en çok
başka yazarların adını geçiren yazarım. Yani bu ülke için kıymet olmuş herkesin
önünde eğiliriz. Bir nebzecik, bir damlacık herkesin iyiliğini, cümlesini
unutmayız. Bu ülkede sevebileceğimiz çok
bilimadamı, tarihçi ve yazar var, ama
asıl sorun, arayıp bulmada.
Benden başka kimse kalmadı diyorsunuz, bu doğru değil, benden başka bir büyük
ordu daha var, işte sizler hazırlanıyorsunuz. Ben, sizlerin
ilköğretmeniniz
olmak istiyorum. Sizlerin ilk mektep hocası olup, sizleri
edebiyatın, tarihin, felsefenin abc'siyle tanıştırmak ve bu büyük dünya
yangınına sizleri sokmak istiyorum.
Kardeşim, ne güzel cümlelerin var... Teşekkür.
***
Gönderenin İsmi: Âdem
Soru: ben üniversitede okuyorum nasıl bir gençlik istiyorsun Nihat abi,
severek okuyoruz seni
saygılarımla....
Âdem'e Cevap:
Onurlu bir gençlik. Ülkesinin yoksulluğunu dert etmiş bir gençlik. Kim ne
derse desin ülkesine, memleketine bir değer sokabilmek için uğraşan bir nesil!..
Tarihini, kültürünü,
bugünü iyiyi kötüyü ayırdedebilme becerisinde bir
gençlik... Tabi ki çok yüksek estetik terbiyesi olan, çok yüksek edebiyat
kültürü, çok yüksek sorunlarla didişen bir gençlik...
***
Gönderenin İsmi: tr3438
Soru: Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Kimliğiniz nedir? Ben şuyum
diyebilir misiniz?
Tr3438' e
Cevap:
Kendimi bu ülkenin bir çocuğu ve yazar olarak ve yazarlığımı da "eleştirel"
olarak tanımlıyorum ve tabii ki ülkemin onuru ve aşağıda olanların, altta
kalanların, mağdur olanların, hakkı yenenlerin yanında olmaya çalışan
bir
yazarlığı geliştirmek istiyorum...
***
Gönderenin İsmi: Cem İyidoğan
Soru: Yıllarca mücadele ettiğiniz, eleştirdiğiniz basında haftada bir de
olsa yazmaktaki
amacınız neydi? Sizi okuyanların buna ihtiyacı yoktu.Yıllardır
sizi okuyorum ve edebiyatı gerçek edebiyatı sizinle sevdim (karşılıksız)Ben bir
öğretmenim bana bir cümle bir şeyler yazarsanız sevinirim.Saygılarımla
Cem
İyidoğan'a Cevap:
"Basında haftada bir de olsa yazmaktaki amacınız neydi ? Sizi okuyanların
buna ihtiyacı yoktu..." diyorsunuz. Ama başka okuyanlarım olmasın mı ?
Sadece kırk / elli bin kişilik bir kasaba kalabalığına mı
yazalım, yoksa,
başka yerlere açılmayalım mı? Türkiye'de sıradan bir kasabanın nüfusu otuz/kırk
bin, ama, binlerce başka kasaba da var. Bu ülkenin geneli, kalabalıklar, bizi
tanımasın mı ?
Gelin soruyu şöyle düzeltelim,
bağımsızlığımı koruyarak, onurumuzu koruyarak,
yazılarımızı bozmayarak, her yerde her şekilde yazabilmeliyiz. Ya da sadece
sizlere ait bir yazar isem, bana, arkadaşlarınızın adreslerini verin, Leman'da
da yazmayayım, postayla bu işi
bitirelim. Bana bir cümle yazarsanız sevinirim,
diyorsunuz, ki sadece bu konuyla ilgili dört/beş ayrı röportajda sayfalarca
konuştum. Ayrıca ben bu ülkede en çok cümle kuran adamım. Benim sizlere çok
cümlelerim olacak,
çok...
***
Gönderenin İsmi: Coşkun Koçer
Soru:
Sayın Nihat Genç'e şunu sormak isterim ...
Üzerinde sıkça durduğu yerellik, haysiyetli duruşu (takdire
şayan) yıllarca yazı
yazdığı Leman dergisinin karikatürize ederek belden aşağı espri ve agnostisizm
ögelerinin serpiştirdiği yayın algısı ile kendisinin vurguları arasında hiç
çelişki yok mu ?
Coşkun Koçer'e
Cevap:
Şüphesiz Leman Dergisi'nin birçok şeyiyle aramda çelişki var. Ama Leman
dergisi bütün bu çelişkileri içinde barındırdığı için güzel. Ayrıca benim gibi
bir yazarın Leman'da işi ne ? Oysa Leman yıllar öncesinden
bana kapısını açtı,
avukatlar tuttu, beni susturanların karşısına geçti ve beni savundu. Beni ne sağ
ne sol ne başkası bundan on yıl önce kabul etmedi. Beni aykırı ve bağımsız
duruşuyla önemseyen ve bugün kitlelere kabul ettiren Leman
Dergisi'dir.
Leman'a bir yığın eleştirim oluyor, olacak, oldu, olmalı. Leman Dergisi'nin
birçok bozuk, eksik tarafı oluyor ve biz arkadaşlarla sabaha kadar bunları
konuşuyoruz. Tartışıyoruz. Ama bir de şöyle düşünün. Düşünün ki bir dergi
yedi/sekiz yıl yüzbin satan bir tirajda efsane oldu. Hâla bizi aşan dergi yok.
Kaç kuşak bizi okuyor...
Ve yorulduk kardeşlerim. Sıra çoktan size geldi. Çıkın gelin. Çelişkileri
giderin. Daha güzellerini siz yapın. Burdayız,
hepinizin yazılarını,
karikatürlerini bekliyoruz. Biz, bu ülkenin çocukları soylu eserler versin diye
burdayız. Bunca yıl evimize kapanıp bu kütüphanelerde bunun için ömrümüzü
çürüttük. İyi ki çürüttük...
***
Gönderenin İsmi: Harun
Soru: Amerikan köpekleri kitabınızda Ali Şeriati için marksist
demişsiniz. sebebi nedir öğrenmek istiyorum ben de bir çok kitabını okudum ama
aynı kanaatı getiremedim. gerçekten öğrenmek için soruyarum: bir insan hem
mütedeyyin hem de marksist olabilir mi? ve Ali Şeriati'nin "Marksizm ve diğer
batı düşünceleri" kitabını okuduktan sonra hala bu görüşü savunmanızın nedeni
nedir? Hürmetler Sayın Abim. (Bir an önce cevabınızı bekliyorum)
Harun'a Cevap:
Ali Şeriati'ye marksist demem hatadır, yanlıştır. Ancak biz hızlı yazıp hızlı
düşünenler, Ali Şeriati'nin klasik nakilci İslâm
âlimlerinden olmadığını
belirtmek için, bir, ikincisi, Marksist terminolojiye yatkınlığı ve diyalektik
bir bakış açısından dolayı ona bu yakıştırmayı yaparız, yaptık, yapıyorlar.
Ancak, cümleyi tam açıklamadan benim kafamdaki hazır cümleyi
o şekilde
yerleştirmem eksikliktir, yani, ne yapacaktım, Ali Şeriati'nin metodolojisini
iyice bir açıklayıp ondan sonra bunu söyleyecektim.
Ama hızlı yazınca böyle olmuyor, kafamdaki hazır kalıplar bazen cümleye fırlıyor
ve yazı çıkınca, sen kendine şöyle diyorsun, işte burası iyice açıklanmamış,
okuyucu mutlaka kalkar ve sorar, nitekim, soruldu, sordunuz, başkaları da sordu.
Ayrıca ve önemlisi, Ali Şeriati benim çok şey öğrendiğim bir adamdır,
mezarını
da Şam'da gidip Zeynep Türbesi yanında ziyaret ettim. Başka bir adamdır, vaktim
olsa da anlatsam...
***
Gönderenin İsmi: nihavend
Soru: Trabzon'da
düzenlenen ilk kez gerçekleştirilen kitap fuarına neden
gitmedi acaba yaşanan olaylar yüzünden mi ?
teşekkür ederim
Nihavend'e Cevap:
Trabzon'da o davetin olduğu günler yazılarım
vardı, sayfalarca yazı. Bazı
arkadaşlar iki arada bir derede hemencecik yazma yeteneğine sahip. Benim bir
çırpıda yazı yazma yeteneğim yok. Şimdi bu mesajları cevaplamak kadar kısacık,
hemencecik yazılarla bir yığın insan yazarlık
yapıyor. Benim öyle bir yeteneğim
yok. Yazı yazmak fazla zamanımı alıyor, bayağı alıyor. Hem yaz, hem git, ben de
o yetenek yok!...
***
İkinci bölüm için tıklayın...
www.nihatgenc.com -
www.karakutu.com