Kelimeler de böyle güçlüydü bir zamanlar,gür ağaçlar gibi sert kabukları
vardı,kim okursa hayranlıkla
ağzımızda meyve şekeri gibi erirdi.Şimdi kelimeler
de böyle güçsüzleşti.Her yerde herkes tecavüz etti onlara. Her şeyden
korkuyorlar,ödleri kopuyor.Artık kelimeler de uyuyamıyor.
Bir başkasının gözlerinin içine bakmaya
cesareti kalmadı.Bir süslü,cici elbise
giymeye çekiniyor,hepsi panik içinde.Neyin ne olduğunu,tanrıyı
tabiatı,insanı,yazarı karıştırmış durumdalar: Bugünlerde kimsecikler bakmıyor
yüzlerine,yine de hiç biri intihar etmedi,umutsuzluğa
kapılmadı.
Çünkü bu soylu kelimeler asırların,tarihin aklını başından aldı.Dünya sahnesini
bunlar süsledi.Alın yazımızı onlar yazdı.sevda uykularımızı onlar gördü.Ne
yazarlar gördü,şimşekleri bulutların arasından duvak teli gibi
alıp yüreğimize
koydu.Evrene,tabiata dair ne biliyorsak,hangi düşü görüyorsak bugün,bütün bu
duygu taşkınlıklarını onlar yerli yerine itinayla koydu.Yetmiyor yine de...
Bu büyük pazarda solmuş ve değerini yitirmiş gibi bir
kenara fırlatılmışlar,
çöpten kağıt toplayan sefil çocuklar gibi,birkaç adam,üstüne balgam
tükürükleri,kusmuklar,fırlatılmış bu çöplüğü karıştırıyor,kitapları
karıştırıyor....
Ruhumuzda gerçek bir parçalanma...Hepimizde bir
panik,tarih,felsefe yeniden
yazılıyor,bu eski kitaplar işe yarayacak mı? Eskimiş kütüphaneler işimizi
görecek mi?
Dünya edebiyatının eşsiz çocuk klasiği Pal Sokağı Çocuklarını hepimiz
seviyoruz,kahramanı
Nemecek’e hepimiz hayranız.Pal sokağı yine bir mahalle
savaşına hazırlanıyor.Boka, girişilecek yeni savaşın hazırlıkları içinde: Gereb,
Boka’nın yanına gelir:’buraya eski bayrağımızı getirdim.’deyip, buruş
buruş
olmuş küçük eski bayraklarını çıkartır...
Hayır, biz bayrağı düşmanın elinden savaşarak alacağız.Eğer başaramazsak, zaten
o eski bayrağın bize hiç gereği yok!..