Etnik kanser hücreleri
Tarih: 25.08.2005 Saat: 12:21
Konu: Nihat Genç


Bu bir Balkan hastalığı mı? Yoksa, Doğu topraklarını sömürmek için uydurulmuş ve artık bulaşıcı bir hastalık gibi coğrafyaları yiyip bitiren ve dünyanın sonunu hazırlayan bir büyük insanlık felaketi mi?

Sınırlarımız etrafındaki etnik hücreleri takip edin. Sırplar, Hırvatlar, Boşnaklar ve diğerleri yalnız oturuyor artık. Başka dile, dine, başka kültüre tahammülleri yok. Etnik hücreler kurmuşlar. Etnik hücrelerden küçük devletçikler yapmışlar. Ve bu atom parçacıkları her an birbirine sürünerek infilak edebilir, ediyor da..

Kıbrıs’ta Annan referandumu yapıldı. Kıbrıslı Rumlar yalnız oturmayı seçti. Karışmak istemiyorlar. Lübnan’da Hristiyanlar. Bir diğer adları Maruniler. Müslüman mahallerine karışmak, pazarlarını ortaklaştırmak istemiyorlar. Tek başlarına ve aralarına kimseyi almadan yaşamak istiyorlar. Şehir savaşlarında yüzbinlerce kişi öldü. Ermeniler zaten tek ırk esasına göre devlet kurmuşlar. Gürcistan’ın işi daha bitmedi, şimdiden üç/dört bölgeye bölündüler bile. İsrail’i anlatmak gereksiz. Onlar zaten din esasına göre tek dinden insanlar topluluğu. Şimdi de Kuzey Irak’ta Kürtler aynı kanser hücresi...



Bu etnik kanser hücreleri son yüzyirmi yıl içinde oluştu. Bu etnik kanser devletçiklerinin hepsinin güçlü ‘hamileri’ var. Çoğu tampon devlet. Ve hepsi Batılı. Ya Batı’dan güç, silah, siyasi destek alıyor ya da hepsi Batılı değerlere harfiyen inanmış devletçikler.

Bu küçük etnik devletçikler, ya da tampon devletler ya da ırk esasına din esasına kurulmuş devletçiklerin hepsi özgürlük, demokrasi diyor ve yine hepsi ‘birlikte yaşamdan’ ‘dinlerarası hoşgörü’den dem vuruyor.

Gerçek bir korkumuz var, çünkü, soylu ve yüce Anadolu toprakları bu etnik kanser hücrelerinin sıçrama tehdidi altında.

Ancak Anadolu bambaşka bir ülke. Bilinen tarihi, birbirine açılan kervanyolları, çarşıları, İpek Yolları üzerine kurulu. Binlerce kavim, renk, mezhep, dil, din, kültürel çeşitliliğiyle burada oturuyor. Ama asıl önemlisi Anadolu’nun kültürel karakteri şu: Hızla karıştırıyor, emiyor, hazmediyor. Çünkü Anadolu şehirleri birbirine muhtaç. Bilinen tarihi inanılmaz hızlı bir sosyal hareketlilik içinde. Doğu’dan Batı’ya göç sanıldığı gibi sanayileşmeyle hızlanmadı. Bu hız, beşyüzyıl önce de aynı tempoyu taşıyordu. İşte geçtiğimiz otuz yıl içinde doğudan batıya Diyarbakır büyüklüğünde on tane şehir nüfusuyla topyekün gelip yerleşti. Şüphesiz sosyal ve siyasi sarsıntılar yaşadı, yaşıyor, ancak, bu büyük nüfusu hızla emdi, hazmetti, eritti, başka büyük bir kazan içinde hepsini kucağına aldı Ege Sahilleri’nde yepyeni bir Anadolu kuruldu ve her yıl on milyonlarca turist ağırlıyor, son yirmi yılda İstanbul bir dünya devi oldu ve bu yepyeni Anadolu’yu doğudan gelenler kurdu.

Sosyal hareketliliği, yani karışma, kardeşleşme, aileleşme hızı bu kadar yüksek Anadolu coğrafyasında etnik kanser hastalığı yayılabilir mi? Sosyal olarak mümkün değil.

Ama, siyasi, ideolojik olarak canınız bir müddet yanar ve kardeş kanı dökülür.

Asıl sorumuz şu: Anadolu binlerce yıldır neden bölünmedi? Anadolu’da etnik, dil, din, mezhep savaşı hiç yapılmadı. Bilinen iç savaşların hepsi ‘siyasi iktidar’ kavgasıdır.

Anadolu bölünseydi binyıl önce bölünürdü. Uzun Hasan’la bölünürdü, Safevilerle bölünürdü, Celalilerle bölünürdü, yerel isyanlarla bölünürdü, Kurtuluş Savaşı’nda bölünürdü. Anadolu tüm bu tarihi savaşları, iç isyanları aşarak kuvvetlenerek geldi. Anadolu bu muazzam beden gücünü nereden alıyordu?

Şüphesiz coğrafik yapısından. Kervanyolları, yaylakları, çarşıları, sahilleri, iş merkezleri ve büyük şehirlerinin sosyal karakterinden. Anadolu birbirine muhtaç eksik ve tamamlanmamış şehirlerden kuruludur. Her şehir bir başka şehre hayati önemde muhtaçtır ve Trabzon’dan, Diyarbakır’dan binlerce yıldır şehrinden çıkanların geriye dönüşleri sıfır düzeyindedir.

Bu sosyal analiz uzun hikaye. İnancımız şu; önümüzde dünyalar güzeli, kendini böldürmeyen, kendini iç isyanlara kaptırmayan ve kendini durmaksızın karıştıran, aileşleştiren, kardeşleyen bir soylu coğrafyayla karşı karşıyayız.

Ve etrafımızı kanser hücreleri sarmış. Yüzyirmi yıldır ilerliyor ve bu sağlıklı bedene çarpıp geri dönüyor..

Aydınlar, yazarlar, gazeteler, eğitim politikaları, hepimizin insanlık görevi bu yüce coğrafyanın sosyal ve kültürel büyüklüğünü anlayabilmek. Ve ona kardeşleyen, aileleştiren, karıştıran, eşitleyen, ortaklaştıran soylu hikayeler, yazılar yazmak!..

Anadolu’nun kültürel, sosyal, siyasi karakterini tanıdıkça ve derinlerine, halkına indikçe, korkularımız azalıp yok oluyor. Çünkü çok güçlü ve artık Tanrısal anlamları olan bir beden. Kendini her şeye ve herkese rağmen savunan ilahi mekanizmaları var.

Ayet gibi Kur’an gibi okuyoruz artık Anadolu’yu... Dünyada bu kadar hızla birbirini karıştıran, kardeşleyen, aileleştiren bir başka coğrafya parçası bulamayız..

Sırf bu yüzden, ilahi bedeni öpüp, koklayalım, boynuna, insanlık adına, birliktelik adına, demokrasi adına çelenkler asalım... Toprağımızın hangi köyünde, hangi sokağında, insanımız memleketim dese Anadolu dese hâlâ gözleri yaşarır.

Bu topraklarda doğan her insan, coğrafyasının ruhunu tanıdıkça doğduğu memlekete secde etmeye başlıyor. Ve bazen duygusallıkta aşırıya da kaçıyor.

Bu yüzden yazarlığımız dualarla, tespihle, sarılıp sarılıp kucaklaşmayla sürüyor...

Çünkü üstünde yaşadığımız toprak parçası yüzlerce kavmi, mezhebi, dili, kültürü karıştırma ve kaynaştırma gücüyle artık insanlık için ‘tanrısal anlamlar’ taşıyor.

Aydınlar kuşkuya düşüyor o düşmüyor, devlet siyasiler, kuşkuya düşüyor o düşmüyor..

Üzerine her çağda her dönemde yüzlerce siyasi hastalık getirilip atılıyor, o bu güçlü bedeniyle hiçbirini bulaştırmıyor...

Anadolu topraklarında her dönem sorunlar oldu, yine var, ama bu sorunu, devlet, siyasiler, aydınlar değil, Anadolu coğrafyasının bu bilinmez ve hayran kaldığımız ilahi bedeni, kendi başına çözecektir! Yani hızla karıştırılıp, hızla hareketlendirilip, kardeşleşip aileleştirerek!...
 

Akşam
25/08/2005

 

Nihat Genç'e soru sormak için tıkla







Bu haberin geldigi yer: Nihat Genç
http://nihatgenc.karakutu.com

Bu haber icin adres:
http://nihatgenc.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1143