 |
|  |
97 Yazı (10 Sayfa, 10 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 ]
|
|
|
Yazımın ana fikri, dünyalılara en çok karışan ve karışmaya devam eden
Türkler'in şehir kültürü üzerinedir.
Dünya güzeli
halkımızın bizi nerde ne zaman gülmekten kıracağını bilemeyiz.
Artvinliler'in gecesine katıldım. Spiker açılış konuşmasını yapıyor, izleyin:
'Sevgili Artvinliler gecemize hoş geldiniz. Önce İstiklal Marşı ve bir dakikalık
saygı
duruşu. Kurtuluş savaşımızın kahramanı ve cumhuriyetimizin kurucusu
Mustafa Kemal Atatürk ve iki gün önce trafik kazasında ölen arkadaşımız
Fahrettin Topbaş için bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum...'
Saygı
duruşunda inceden kıkırdayıp durdum, yanımda Artvinli arkadaş durumu fark
etti ve bana kendini savundu: 'Gerçi arkadaşı ben de tanımam. Ben Atatürk için
kalkayım, dedim'.
SKY TV'de haftalık konuşmalar yapıyorum ve
bazen sinirli çıkışlarım oluyor.
Karadenizli bir arkadaş: 'Niye sinirleniysin ben anlayrim. Sinirleniysin ki
aklına bir fikir gelsin. Karadenizliler sinirlenmeden bir fikir bulamaz! Ben de
senin gibiyim, ne zaman sinirlenirim Allah bir kapı açar
hiç olmadık güzel
laflar bulurum!'
Geçelim. İran mizahında en çok gülünen komik tip Farsçayı yarım yamalak acemice
kullanan Tebrizli (Azeri-Türk) tipi. Tebrizli, Farsça'yı yanlış kullanarak
İranlılar'ı gülmekten kırar. Bu
komik tip asırlardır İranlılar'ı eğlendirir
durur.
|
|
İçimde gün boyu bitmeyen bir iç ses, dilime takılıyor, durmaksızın:
'Yaslı gittim şen geldim
aç koynunu ben
geldim
bana bir yudum su ver
çok uzak yoldan geldim...
'Yürü ey şanlı gazi
kılıcı kanlı gazi
Meriç seni bekliyor
büyük ünvanlı gazi...
Nasıl bir atmosfere girmişiz bilmem,
içimde bu sözler. Siz de öğrenin yavaş
yavaş, gün geliyor artık. Çocukca mı? Çok romantik, fazla ağır. Artık istemesem
de beynimiz mırıldanıyor. Fazla mı militan. Aşırı duygusal, yoğun. Körükleyici
sözler.
Kim kilitledi
bizi bu marşların içine. Sanki içimdeki ses, saatin yaklaştığını
söylüyor. Söyledikçe marşlarla kuduruyor. Elli yaşıma dayandım, hep hikayeler
yazmak isterdim. Hala marşların içindeyim.
'En kötüsü ne olur bu Amerika'nın?
Japonya'daki Hiroşima, Nagazaki. Daha kötüsü
ne olur bunun. Vietnam, Cezayir, milyonlarca ölü. Ne yapalım şimdi oturup
ağlayalım mı? Diyelim İstanbul, bir milyonu gitti, beş milyon daha gitti. Kaç
kişi kalırız. Savaş başladı, herkes
sırasını bekliyor. Gün yaklaşıyor, üç yıl
beş yıl. Bugün komşuna yarın sana. Ne olacak sonu. Bıçak kemiğe dayandı. Ölümden
öte köy mü var. Geride kalan çocuklar, Allah verdi Allah düşünsün. Ben delirdim
mi? Hemen dalmalıyım.
Kaç nükleer atarlar, yirmi, otuz, kırk.
|
|
Nihat Genç: Dert bir değil
|
|
Benim güzel halkım. Dükkanını açtın mı? Ortalığın tozunu aldın mı? Çayını
demledin mi? Telefonlarına baktın mı? Bugün olsun üzme kendini.
Allah bir kapı
açar. Allah hepinize sakin bir vicdan versin.
Dert bir değil hangisinden başlasak. Açlığımız yetmiyormuş gibi başımızda
Amerikan belası. Durmadan değişen kanunları var, bakın, Birleşmiş Milletler'i
devreden
çıkardılar.
Şimdi kanun da kalmadı. İnsan dünyayı yönetir de bir yasası olmaz mı? Kanunları
yok ama parayla satın alınmış gazetecileri var. Gidin Avrupa'yı, Asya'yı
karıştırın. Yok. Tutturmuşlar buraları infilak ettirecekler.
Buna sebep İsrail
şeytanı burada oturuyor.
İsrailliler yüzyıl önce İsrail'i kurmak için dünyayı kandırıyor; konferans
üstüne konferans yapıp kardeşçe nutuklar atıyorlar: 'Bütün dünyaya Araplarla
Yahudilerin kardeşliğini
göstereceğiz!' diye.
O zaman sözleri buydu. Şimdi dünyanın en çok kan dökülen coğrafyası oldu. Tarih
boyu Müslüman topraklarda tek Yahudi öldürülmedi. Endülüs'te, Abbasi'de,
Osmanlı'da... Onları öldürüp soykırımdan
geçiren Avrupalılar.
|
|
Nihat Genç: SEKA'nın yanındayız
|
|
Bir fabrika daha boşaltılıyor. Bir fabrika daha polis marifetiyle tasfiye
ediliyor. Polisler yaka paça işçileri yıllarca çalıştıkları ve ekmek
yedikleri
işyerinden sürükleyerek sokağa atıyor!
Türkiye bu acıklı manzaralara daha çok dayanamaz. Fabrikalar neden kapanır? Tam
tersi olmalı. Fabrikalar açık tutulmalı, işçiler akinelerinin başında gümbür
gümbür
çalışmalı.
Şu tuhaf şeyler oldu: 80'li yıllarda dünyayı saran özelleştirme dalgası
Türkiye'yi de içine aldı. Anlayan anlamayan bilim adamları, medya yazarları,
plansız programsız özelleştirme programlarını devreye soktu.
Kabaca sloganları
şu oldu: Her şey satılacak, her yer satılacak. Yüzlerce fabrika sırf satılsın
diye gözler önünde ve kasıtlı olarak çürütülüp zarar ettirildi.
Oysa modernize edilmeli, yenilenmeliydi, tamiri, pazar payı, üretimi
medyamız
tarafından tartışılmalıydı, tam tersi: Satalım, tek politika türü oldu.
|
|
Nihat Genç: Allem kullem yazarlar
|
|
Bugünlerde en çok konuşulan harika yaratıklar: Hırsızlar. Sosyal hayatımızın
deşifre edilmesi için bize aydınlık bilgiler veriyorlar.
Türk hikaye ve
masallarında en çok anlatılan şey: Hırsızlıktır. Hikmetli dersler çıkartmak için
okuruz. Özal dönemini hatırlayın.
Hırsızlar aşırı ve korkusuz insanlardır. Çelik kasaları yırtma, demir kapıları
delme yetenekleri
vardır. Ve topluca devlet üstün nişanı alma becerisini
gösterip ödüllendirildiler.
Bütün hikaye ve masallarda 'hırsızlık' macerası bir 'pişmanlıkla' sona erer.
İşte bizde olmayan budur. Ancak onlar hakkında her şey
söyleyebiliriz ama,
tembel olmadıkları kesin!
|
|
Nihat Genç: Nihat Genç - Yarın Dergisi Röportajı
|
|
Nihat GENÇ, 1956 Trabzon doğumlu... Ofli Hoca, Şeriatta Ayıp
Yoktur(Hikaye), Bu Çağın Soylusu, Dün Korkusu,
Dar Alanda Tufan, Soğuk
Sabun(Roman), Komik Hikayeler, One Man Show, Köpekleşmenin Tarihi, Modern Çağın
Canileri(Deneme), isimli kitapları ve Leman Dergisi’ndeki yazılarıyla tek başına
bir ekol, bir ordu...Yüreği ve
kalemi dışında hiçbir şeyi yok. Sert ve soylu bir
kavga veriyor. Selam diyoruz Nihat Genç’e, sadece selam..
YARIN-En sonda sorulacak soruyu, en baştan soralım. Dergimizi nasıl
buldunuz?
NİHAT GENÇ- Genel görünümünü Nazi mimarisine benzettim. Eğlencesi eksik.
Her çıkış, her iddiayı uzun süre takip ederim. Kimdir bunlar, ne yapmak
istiyorlar. İşte birazcık umutlandım.
Görevlerimden biri bu, kim ne yapıyor.
İnanılmaz, kalleşçe bir medya işgaline karşı bu dergilere normalden daha fazla
güveniyor, vaha olarak görüyorum. Umut olarak görüyorum.
YARIN- En kısa şekliyle Nihat GENÇ
kimdir?
|
|
Akşam Gazetesi'nde misafir yazar olarak haftada bir yazmayı bakalım
becerebilecek miyim? Medyayla duygusal ilişkim olmadı, kitlelere ulaşmak
gibi
derdim de yok.
Medyanın yazarlığıma ilave faydası olacağına da inanmıyorum. Eksik olsun.
Medyadan şöhret, imaj, karizma bekleyenlerin maymundan şebeğe hazin evrimlerini
birlikte izledik. Eğlendik. Araya girip
bu neşeli oyunu bozmaya niyetim de yok.
Medyada yazmışım yazmamışım kimsenin de umurunda olduğunu sanmıyorum.
Yine de yazmam konusunda teklifler alıyor, tereddütler yaşıyorum. Sorun, nasıl
katılacağımı
bilmiyorum. Bildiğim iki tür karışmak var. Birincisi emiştirme.
Sürüden ayrı tutulan kuzular nihayet sürüye katılır ve emmeye başlar. Bu
piyasada sütü temiz kalmış kim var, kimden emeceğim? İkinci karışma yöntemi:
Koçlar sürüden
uzak tutulur. Çiftleştirme mevsimi sürüye salınır.
|
|
Nihat Genç: Serdar Akinan - Nihat Genç Röportajı
|
|
Son olarak 'Amerikan Köpekleri' isimli bir kitap çıkaran Nihat Genç, SKYTURK'te
yayınlanan 'Ne Var Ne Yok'
programına katıldı.. İşte programda Serdar Akinan'ın
sorularını yanıtlayan Genç'ten çarpıcı açıklamalar.....
Serdar Akinan: Nihat 81.yılda Cumhuriyet ne ifade ediyor?
Nihat Genç: Derin mevzular
konuşacağız yani bugün. Bugünlerde halkımız da
derin mevzular konuşuyor. Cumhuriyet gitti gidiyor.Satıldı satılıyor.Önce ben
bir cumhuriyet çocuğuyum, sonra da 81 yıl kutlu olsun ve bu cümleden hala
heyecan
duyuyorum.
Cumhuriyet çok büyük bir proje ve bu proje eğer bizler çalışırsak devam edecek.
Devam etmesi için de yazarlık yapıyorum ben. Çok şey var tabi yani bugün
Cumhuriyet'in üzerinde tartışacağımız.
|
|
Nihat Genç: Hisse senetleri
|
|
The New York Times yazarı Paul Krugman'ın Büyük Çözülme adlı kitabı Türkçe'ye
çevrildi. Küçükken annesi-babası ona bir tişört vermiş.
Üstünde 'küresel-müresel'
yazıyor. 'Seni bir toplantıya çağırdıklarında küresel-müresel' dersin, demiş
ailesi. Bir ekonomik programın uzun vadede neler getirebileceğini tartışırken
'Unutmayın John Maynard Keynes uzun vadede hepimiz
öleceğiz demişti' diyor.
Amerika'nın yaşadığı ekonomik felaketleri gören yazarların bu mizahı koruması
bugünlerde Amerika'da çok şey ifade ediyor. Çünkü sakin güvenli bu esprilere çok
ihtiyaçları var.
|
Milliyetçilik hepimizi boğdu, sıktı, öldürdü. Biz, yumuşak, duygusal, çok rahat,
üstün bir kültürden geliyoruz. Birçok milleti, kültürü barındıran Itri'nin
müziği, Nedim'in şiirleri, fazlasıyla ince zevklerin, derin hassasiyetlerin, aşk
zaferlerinin ülkesinden geliyoruz. İlk milliyetçi kuşağımız, içimizde ilk okuyan
kuşaktı, bunlar Rum'du. br>Okumuş Rumlar'ın ilk işi Yunan bağımsızlık savaşı oldu.
Milli romantik heyecan ve maceraların kahramanı olmak hepsini sarhoş etti, bize
de bulaştırdı. Osmanlı'nın milliyetçiliği kavraması, daha alt düzeyde, düşük,
daha dar, edebi, milli duyarlılıkları kavraması yüzyıl sürdü. Bugün insan
haklarını batıdan alıyoruz, tepki gösteriyorlar, yüzyıl önce de milliyetçiliği
gidip batıdan aldık.
Batıya giden öğrenciler, Fransızca gibi dillerle haşır
neşir yaşayan aydınlarımız milli romantik bir edebiyat, şiir yaratması 1890'ları
bulur.
|
97 Yazı (10 Sayfa, 10 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 ]
|
|
|  |
|
Son Kitabı

|
|
|