Nihat Genç Hayranlarının Sitesi
Resmi site değildir

Nihat Genç
Ana sayfa
Arşiv
Arama
Metin Hali
Metin Gönder
Tavsiye Edin
İletişim

Reklam



Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Eskimez Yazılar
16.02.06
· Müslümanlık eğilmiyor, bükülmüyor bunu gördüler
17.01.06
· Nihat Genç bir iftiradan kurtuldu
04.01.06
· Skytürk'te 30 Aralık Cuma Günü Yapılan Nihat Genç Söyleşisi: Orhan Pamuk Üzerine
09.11.05
· ARAPLAR İNSAN DEĞİL Mİ?
23.09.05
· Nihat Genç'le Söyleşi
06.09.05
· NİHAT GENÇ: CİHAN DEMİRCİ LEMAN'A İFTİRA ATTI
01.09.05
· Nihat Genç, Serdar Turgut'un ''Gösteri Maçı'' Teklifini Kabul Etti.
30.08.05
· Nihat Genç, Serdar Turgut'un Hakkındaki Yazısına cevabı
29.08.05
· Akşam'dan ayrıldı. NİHAT GENÇ'İN İSTİFA YAZISI
25.08.05
· Etnik kanser hücreleri

Eski Haberler

Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu


 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


97 Yazı (7 Sayfa, 15 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 ]

Nihat Genç:  Dedemin Daşağı İn Aşağı
 
Cebeci Tren İstasyonu'nda arkadaşım Yahya'yla geze geze yürüyoruz, istasyonda bekleyen, tırnakları kir dolu, küçücük gözlü, biçimsiz ve çok yıpranmış pantolon giyen ihtiyarları tek tek gözledi Yahya, "birazdan keçi ağıllarına" girecekler dedi, "bunlardan doğuda o kadar var ki, kafayı yersin!".

Usul usul yürüyüp ordan burdan konuşurken birden Amok koşusucusu gibi (hiç durmadan koşma hastalığı) trenle yarışa girdi. Koşarken, elindeki (İranlı yazar Ali Şeriati'nin, Her Yer Kerbela, Hergün Aşure sloganının yazarı, marksist tahlileriyle İslamcılar arasında çok sevildi. Seyyid Kutup'un Yoldaki İşaretler kitabı, Nasır tarafından İran'da asıldı, Hasan Elbenna'nın, Müslüman Kardeşler Cemaatinin kurucusu'nun hatıraları, bugün Mısır'da en kanlı eylemleri yapıyor)  kitapları fırlattı, ki, kutsal sayardı bu kitapları. Koşmanın ileri safhasında terlikleşmiş ayakkabılarını ağırlık yapmasın diye fırlatıp attı.

Şaşırıp kaldım. Babasının mühendislik yıllarında, Doğu'da trenlerle yarışırmış. Oyun arkadaşı hiç olmamış, gün boyu can sıkıntısıyla uçsuz bucaksız ovaya bakıp, kara trenin geçmesini bekler, sonunda ölümüne yarışa girermiş. "Geçmen mümkün değil?" dedim.

Yahya: "Eğer tren üç-dört kilometre karşıdan gidiyorsa, geçersin", dedi. Ben de ona karatren anılarımı anlattım, annem Hasankale'liydi, Horasan'da da evimiz vardı. Beş yaşlarında yaz sıcağında karatrenleri doldurmuş askerlere su satardım.

Hem doğu, hem karatren, Yahya ağlar gibi oldu. Yoksul insanlar nezaketen hikayeler anlatıldığında çok şaşırırlar, yeni tanışmıştık. Küçükken babası bir bisiklet almış. Sabah evden çıkarken, "oğlum hadi bisikletinle oyna, bak bomboş arsalar, ama sakın gidip orda oturan demirci amcaya çarpma! Bomboş arsa. Dönüp dolaşıp bisikletiyle sonunda amcaya çarparmış. Babası ertesi gün, yine, "oğlum çık dışarı bisikletinle oyna, ama sakın, o köşede yufka açan teyzeye gidip çarpma. Koskoca arazi bomboş, yine gidip yaşlı teyzeye çarparmış...

Bir sabah kalktığında, babasına "baba bugün bana birşey deme, ya da al bu bisikleti, bomboş arazide sen sür, bakalım kimseye çarpacak mısın?.."

11 Eylül günü birbiriyle sokak sokak savaşan, hergün cenaze kaldıran gençler, 12 Eylül günü kaçacak yer, gizlenecek delik arıyordu. Tüm partiler, dernekler, dergiler kapatıldı. Yaralı ve organları çürümüş hayvanlar gibi yarı canlı büyük bir mezarın içine düşmüştük. İşkenceler, basılan evler, kaçaklar, korku, mezarlıklardaki çukurların içinde gizlenecek kadar savurdu hepimizi.
Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın 3 yorumlara cevap vermek istermisiniz ? Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Nihat Genç

 

Nihat Genç:  Milli Sohbet
 
Ermeni karar tasarıları için "sözde" kelimesini kullanıyoruz, çünkü gerçeği Lozan, Lozan, hezimet mi, zafer mi, çok tartışıldı. Beş milyon km'den
yediyüzbine düşen Osmanlı topraklarına bakıldığında hezimet, Sevr'den bakıldığında Zafer!


Lozan'ı Ermeni tarihinin en kara günü olarak gören dünyaya
yayılmış Ermeniler (diaspora) yüzyıldır tek birşey düşünüyor: Lozan. Lozan, Ermeniler için evhamlı bir taşkınlık.

Lozan'a karşı kinleri sadece Türkler'e değil. 1830 Yunan ayaklanmasından beri, yüzyıldır ellerine silah verip, Anadolu topraklarında kışkırtan Batılı devletlere karşı bitmeyen bir öfke! Uğursuz, karanlık ve uzakta kalmış bir mezarın hikayesi.

Yoldan geçen Arap şeyhlerine bile devlet verilip Ermeniler'in acılar içinde bomboş sürülüşü milli kudurmuşluğun asıl sebebi. Ermeni lobisi, aslında Fransa'da, Amerika'da, Sevrcilerden intikam alıyor. Hunharca öldürüldüklerini düşünen bir nesil, "bizi, neden yüzyıl kullanıp umut verdiniz, kardeş kardeşe bir cinayetin içine atıp, sonunda imparatorluğun yağlı parçalarını aranızda bölüşüp, Lozan'la bin yıldır yaşadığımız topraklardan ayrılmamıza imza attınız." Bu kin dolu ölüm şarkısı, Ermeniler'in milli ağıtı olmuştur.
Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Nihat Genç

 

Nihat Genç:  Üreterek yaşamak
 

Hayat hikayesini okurken gururla ağladığım bilimadamımızın adı: Mitat Enç'tir. Bu ismi unutmayın. İçimizden hiçkimse onun kadar güzel adam olamaz.

Çünkü, ülkemizde verilmiş en soylu onur kavgasının baş kahramanıdır. Birgün çocuklarınıza ülkenizi sevdirmek için onurlu bir insan başarısı okutmak isterseniz Mitat Enç'in hayatını unutmayın.

Mitat Enç gençlik çağında kör oldu. Eğitimine sıfırdan ve Amerika'daki özel eğitim merkezlerinden devam etti. Özel eğitim konusunda bilgi ve tecrübelerini ülkemize taşıyıp bu konuda bir çığır açtı. Türkiye'de özel eğitim okullarını ilk düşünen, tasarlayan, açan, kurumsallaştıran odur. Ayrıca ODTÜ'nün ve Ankara Üniversitesi'nin eğitim bilimleri ona çok şey borçlu.

Mitat Enç bundan ellibeş yıl önce Amerika'dan dönüp 'körleri okutalım' dediğinde, Milli Eğitimimiz ona: 'Ya hoca işin mi yok, biz sağlamları okutamıyoruz' cevabını vermişti.

Ayrıca o günlerdeki eğitim felsefesi, körü, sağırı, dilsizi, kolsuzu yani hepsini 'sakatlar' başlığıyla aynı okul çatısı altında topluyordu. Mitat Enç körler ayrı, sağırlar ayrı eğitime tabi tutulmalı diyerek işe başladı.

Mitat Enç'in özel eğitim kavgası ciltler doldurur; bu sınırlı sütunumuza sığmaz. Unutmayın, özetin özetini yazıyoruz!

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın 4 yorumlara cevap vermek istermisiniz ? Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Nihat Genç

 

Nihat Genç:  Yeni ortaçağ
 

Trabzon/Maçka'da yalçın tepeler üstüne kartal yuvası gibi kurulu Sümela Manastırı'na yürüyerek yirmi dakikada ancak çıkılabiliyor. Tarihçiler, kilise neden bu tepeye inşa edildi sorusuna, ilk Hıristiyanlar Romalı askerlerden saklanıp gizleniyorlardı, diye cevap veriyor. Bu soru sizi bilmem, beni tatmin etmiyor.

Çünkü Hıristiyanlar tehlike geçtikten sonra binlerce yıl daha bu manastırda yaşadı, cihan harbine kadar. Bu soruya başka tür cevap bulmak için başka bir soru soralım. Kilise binlerce yıl bir kıyamet takvimi yönetiyordu, her yüzyıl başı İsa inecekti, yılbaşılarında inecekti, şuraya inecekti, buraya gelecekti, diye. İsa'nın nereye ne zaman ineceği sorunu kilisenin her günki işiydi.

İşte Sümela Manastırı milyonlarca ladin ağacının (çam türü) ortasında, canlı yayın arabası gibi milyonlarca çam ağacını izliyor, İsa'nın hangi çam ağacına ineceğini buradan gözleyebiliyorsunuz. Yani, Sümela Manastırı'nın buraya inşası, buradaki milyonlarca ladin ağacından dolayıdır.

Tabii bu benim düşüncem, siz de başka sorular sorun. Ancak kilisenin bin yıllık iktidarı bir fikir değil, bir dünya gerçeğidir. Binlerce yıl hüküm sürmüş kilise iktidarı, bugün, karanlık çağ, ortaçağ, skolastik (dini dogmalar) çağı gibi adlarla tarif edilir.

Bir de şu soruyu soralım. Zamanla gaddarlaşan ve mutlak bir egemenlik kuran kilise, gücünü hangi silah/ordulardan alıyordu?

Cevabı şaşırtıcı? Kilisenin silahı yoktu. Ta ki 10/11. asırda Haçlı seferleri başlayana dek.

Peki bir soru daha! Öldürmeye ve silaha inanmayan kilise, tarihin en zalim hakimiyetini nasıl kurabildi?

Şöyle. Kilisenin silahları başkaydı. Birincisi ve en önemlisi kıyamet düşüncesi/teorisi...

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Nihat Genç

 

Nihat Genç:  Kapitalizme Yumruk Atmak Elimizde
 
Dünyanın gerçek kara delikleri, karanlık bölgeleri, insanlığın emeğini, kazancını çalan 150-200 Amerikan şirketidir!

Amerika hem iktisadi sisteminin hem de tek, küresel bir imparatorluğa dayalı siyasal sisteminin doğru, gerçek, kaçınılmaz olduğunu söylüyor! Bu iki çift laf, dünyanın en büyük yalanı olarak büyük tepkiler görüyor! Kısa vadede Amerika’nın askeri gücüne karşı yapabileceklerimiz sınırlı, ama uzun vadede hem askeri hem de iktisadi olarak bu topraklardan pıllarını pırtlarını alıp kaçmak zorunda kalacaklar!

Nasıl?

Amerika, kapitalizmden, sömürüden, kölelikten başka alternatif yoktur diyor. Vardır. Adı da ekonomidir. Ekonomi ile kapitalizmi ayırıyoruz. Çünkü bir disiplin, bir bilim dalı, bir hayat döngüsü biçimi olarak ekonomi ile kapitalizmi sömürü ve yıkım getiren işleyişi farklı şeylerdir.

KATLİAMCI, SAVAŞÇI, YIKICI ŞİRKETLER

Amerika’nın kapitalizm dediği, 150-200 şirketin dünyayı istilasıdır. Bizim ekonomi dediğimiz, dünyayı çekip çevirecek, alınterine, titizliğe, ahlaka, paylaşmaya, helal kazanca dair işleyiştir.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Nihat Genç

 

Nihat Genç:  Karışmak
 

Yazımın ana fikri, dünyalılara en çok karışan ve karışmaya devam eden Türkler'in şehir kültürü üzerinedir.

Dünya güzeli halkımızın bizi nerde ne zaman gülmekten kıracağını bilemeyiz. Artvinliler'in gecesine katıldım. Spiker açılış konuşmasını yapıyor, izleyin:

'Sevgili Artvinliler gecemize hoş geldiniz. Önce İstiklal Marşı ve bir dakikalık saygı duruşu. Kurtuluş savaşımızın kahramanı ve cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve iki gün önce trafik kazasında ölen arkadaşımız Fahrettin Topbaş için bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum...'

Saygı duruşunda inceden kıkırdayıp durdum, yanımda Artvinli arkadaş durumu fark etti ve bana kendini savundu: 'Gerçi arkadaşı ben de tanımam. Ben Atatürk için kalkayım, dedim'.

SKY TV'de haftalık konuşmalar yapıyorum ve bazen sinirli çıkışlarım oluyor. Karadenizli bir arkadaş: 'Niye sinirleniysin ben anlayrim. Sinirleniysin ki aklına bir fikir gelsin. Karadenizliler sinirlenmeden bir fikir bulamaz! Ben de senin gibiyim, ne zaman sinirlenirim Allah bir kapı açar hiç olmadık güzel laflar bulurum!'

Geçelim. İran mizahında en çok gülünen komik tip Farsçayı yarım yamalak acemice kullanan Tebrizli (Azeri-Türk) tipi. Tebrizli, Farsça'yı yanlış kullanarak İranlılar'ı gülmekten kırar. Bu komik tip asırlardır İranlılar'ı eğlendirir durur.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Nihat Genç

 

Nihat Genç:  İç ses
 

İçimde gün boyu bitmeyen bir iç ses, dilime takılıyor, durmaksızın:

'Yaslı gittim şen geldim
aç koynunu ben geldim
bana bir yudum su ver
çok uzak yoldan geldim...

'Yürü ey şanlı gazi
kılıcı kanlı gazi
Meriç seni bekliyor
büyük ünvanlı gazi...


Nasıl bir atmosfere girmişiz bilmem, içimde bu sözler. Siz de öğrenin yavaş yavaş, gün geliyor artık. Çocukca mı? Çok romantik, fazla ağır. Artık istemesem de beynimiz mırıldanıyor. Fazla mı militan. Aşırı duygusal, yoğun. Körükleyici sözler.

Kim kilitledi bizi bu marşların içine. Sanki içimdeki ses, saatin yaklaştığını söylüyor. Söyledikçe marşlarla kuduruyor. Elli yaşıma dayandım, hep hikayeler yazmak isterdim. Hala marşların içindeyim.

'En kötüsü ne olur bu Amerika'nın? Japonya'daki Hiroşima, Nagazaki. Daha kötüsü ne olur bunun. Vietnam, Cezayir, milyonlarca ölü. Ne yapalım şimdi oturup ağlayalım mı? Diyelim İstanbul, bir milyonu gitti, beş milyon daha gitti. Kaç kişi kalırız. Savaş başladı, herkes sırasını bekliyor. Gün yaklaşıyor, üç yıl beş yıl. Bugün komşuna yarın sana. Ne olacak sonu. Bıçak kemiğe dayandı. Ölümden öte köy mü var. Geride kalan çocuklar, Allah verdi Allah düşünsün. Ben delirdim mi? Hemen dalmalıyım. Kaç nükleer atarlar, yirmi, otuz, kırk.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın 1  1 yorum var. Cevaplamak isterminiz ? Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Nihat Genç

 

Nihat Genç:  Dert bir değil
 

Benim güzel halkım. Dükkanını açtın mı? Ortalığın tozunu aldın mı? Çayını demledin mi? Telefonlarına baktın mı? Bugün olsun üzme kendini. Allah bir kapı açar. Allah hepinize sakin bir vicdan versin.

Dert bir değil hangisinden başlasak. Açlığımız yetmiyormuş gibi başımızda Amerikan belası. Durmadan değişen kanunları var, bakın, Birleşmiş Milletler'i devreden çıkardılar.

Şimdi kanun da kalmadı. İnsan dünyayı yönetir de bir yasası olmaz mı? Kanunları yok ama parayla satın alınmış gazetecileri var. Gidin Avrupa'yı, Asya'yı karıştırın. Yok. Tutturmuşlar buraları infilak ettirecekler. Buna sebep İsrail şeytanı burada oturuyor.

İsrailliler yüzyıl önce İsrail'i kurmak için dünyayı kandırıyor; konferans üstüne konferans yapıp kardeşçe nutuklar atıyorlar: 'Bütün dünyaya Araplarla Yahudilerin kardeşliğini göstereceğiz!' diye.

O zaman sözleri buydu. Şimdi dünyanın en çok kan dökülen coğrafyası oldu. Tarih boyu Müslüman topraklarda tek Yahudi öldürülmedi. Endülüs'te, Abbasi'de, Osmanlı'da... Onları öldürüp soykırımdan geçiren Avrupalılar.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Nihat Genç

 

Nihat Genç:  SEKA'nın yanındayız
 

Bir fabrika daha boşaltılıyor. Bir fabrika daha polis marifetiyle tasfiye ediliyor. Polisler yaka paça işçileri yıllarca çalıştıkları ve ekmek yedikleri işyerinden sürükleyerek sokağa atıyor!

Türkiye bu acıklı manzaralara daha çok dayanamaz. Fabrikalar neden kapanır? Tam tersi olmalı. Fabrikalar açık tutulmalı, işçiler akinelerinin başında gümbür gümbür çalışmalı.

Şu tuhaf şeyler oldu: 80'li yıllarda dünyayı saran özelleştirme dalgası Türkiye'yi de içine aldı. Anlayan anlamayan bilim adamları, medya yazarları, plansız programsız özelleştirme programlarını devreye soktu. Kabaca sloganları şu oldu: Her şey satılacak, her yer satılacak. Yüzlerce fabrika sırf satılsın diye gözler önünde ve kasıtlı olarak çürütülüp zarar ettirildi.

Oysa modernize edilmeli, yenilenmeliydi, tamiri, pazar payı, üretimi medyamız tarafından tartışılmalıydı, tam tersi: Satalım, tek politika türü oldu.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Nihat Genç

 

Nihat Genç:  Allem kullem yazarlar
 

Bugünlerde en çok konuşulan harika yaratıklar: Hırsızlar. Sosyal hayatımızın deşifre edilmesi için bize aydınlık bilgiler veriyorlar. Türk hikaye ve masallarında en çok anlatılan şey: Hırsızlıktır. Hikmetli dersler çıkartmak için okuruz. Özal dönemini hatırlayın.

Hırsızlar aşırı ve korkusuz insanlardır. Çelik kasaları yırtma, demir kapıları delme yetenekleri vardır. Ve topluca devlet üstün nişanı alma becerisini gösterip ödüllendirildiler.

Bütün hikaye ve masallarda 'hırsızlık' macerası bir 'pişmanlıkla' sona erer. İşte bizde olmayan budur. Ancak onlar hakkında her şey söyleyebiliriz ama, tembel olmadıkları kesin!

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Nihat Genç

 

Nihat Genç:  Nihat Genç - Yarın Dergisi Röportajı
 

Nihat GENÇ, 1956 Trabzon doğumlu... Ofli Hoca, Şeriatta Ayıp Yoktur(Hikaye), Bu Çağın Soylusu, Dün Korkusu, Dar Alanda Tufan, Soğuk Sabun(Roman), Komik Hikayeler, One Man Show, Köpekleşmenin Tarihi, Modern Çağın Canileri(Deneme), isimli kitapları ve Leman Dergisi’ndeki yazılarıyla tek başına bir ekol, bir ordu...Yüreği ve kalemi dışında hiçbir şeyi yok. Sert ve soylu bir kavga veriyor. Selam diyoruz Nihat Genç’e, sadece selam..

YARIN-En sonda sorulacak soruyu, en baştan soralım. Dergimizi nasıl buldunuz?

NİHAT GENÇ- Genel görünümünü Nazi mimarisine benzettim. Eğlencesi eksik. Her çıkış, her iddiayı uzun süre takip ederim. Kimdir bunlar, ne yapmak istiyorlar. İşte birazcık umutlandım. Görevlerimden biri bu, kim ne yapıyor. İnanılmaz, kalleşçe bir medya işgaline karşı bu dergilere normalden daha fazla güveniyor, vaha olarak görüyorum. Umut olarak görüyorum.

YARIN- En kısa şekliyle Nihat GENÇ kimdir?

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Nihat Genç

 

Nihat Genç:  SEKA
 

Akşam Gazetesi'nde misafir yazar olarak haftada bir yazmayı bakalım becerebilecek miyim? Medyayla duygusal ilişkim olmadı, kitlelere ulaşmak gibi derdim de yok.

Medyanın yazarlığıma ilave faydası olacağına da inanmıyorum. Eksik olsun. Medyadan şöhret, imaj, karizma bekleyenlerin maymundan şebeğe hazin evrimlerini birlikte izledik. Eğlendik. Araya girip bu neşeli oyunu bozmaya niyetim de yok. Medyada yazmışım yazmamışım kimsenin de umurunda olduğunu sanmıyorum.

Yine de yazmam konusunda teklifler alıyor, tereddütler yaşıyorum. Sorun, nasıl katılacağımı bilmiyorum. Bildiğim iki tür karışmak var. Birincisi emiştirme. Sürüden ayrı tutulan kuzular nihayet sürüye katılır ve emmeye başlar. Bu piyasada sütü temiz kalmış kim var, kimden emeceğim? İkinci karışma yöntemi: Koçlar sürüden uzak tutulur. Çiftleştirme mevsimi sürüye salınır.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Nihat Genç

 

Nihat Genç:  Serdar Akinan - Nihat Genç Röportajı
 
Son olarak 'Amerikan Köpekleri' isimli bir kitap çıkaran Nihat Genç, SKYTURK'te yayınlanan 'Ne Var Ne Yok' programına katıldı.. İşte programda Serdar Akinan'ın sorularını yanıtlayan Genç'ten çarpıcı açıklamalar.....

Serdar Akinan: Nihat 81.yılda Cumhuriyet ne ifade ediyor?

Nihat Genç:
Derin mevzular konuşacağız yani bugün. Bugünlerde halkımız da derin mevzular konuşuyor. Cumhuriyet gitti gidiyor.Satıldı satılıyor.Önce ben bir cumhuriyet çocuğuyum, sonra da 81 yıl kutlu olsun ve bu cümleden hala heyecan duyuyorum.
Cumhuriyet çok büyük bir proje ve bu proje eğer bizler çalışırsak devam edecek. Devam etmesi için de yazarlık yapıyorum ben. Çok şey var tabi yani bugün Cumhuriyet'in üzerinde tartışacağımız.
Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Nihat Genç

 

Nihat Genç:  Hisse senetleri
 

The New York Times yazarı Paul Krugman'ın Büyük Çözülme adlı kitabı Türkçe'ye çevrildi. Küçükken annesi-babası ona bir tişört vermiş. Üstünde 'küresel-müresel' yazıyor. 'Seni bir toplantıya çağırdıklarında küresel-müresel' dersin, demiş ailesi. Bir ekonomik programın uzun vadede neler getirebileceğini tartışırken 'Unutmayın John Maynard Keynes uzun vadede hepimiz öleceğiz demişti' diyor.

Amerika'nın yaşadığı ekonomik felaketleri gören yazarların bu mizahı koruması bugünlerde Amerika'da çok şey ifade ediyor. Çünkü sakin güvenli bu esprilere çok ihtiyaçları var.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Nihat Genç

 

Nihat Genç:  KOMEDYA
 
Milliyetçilik hepimizi boğdu, sıktı, öldürdü. Biz, yumuşak, duygusal, çok rahat, üstün bir kültürden geliyoruz. Birçok milleti, kültürü barındıran Itri'nin müziği, Nedim'in şiirleri, fazlasıyla ince zevklerin, derin hassasiyetlerin, aşk zaferlerinin ülkesinden geliyoruz. İlk milliyetçi kuşağımız, içimizde ilk okuyan kuşaktı, bunlar Rum'du.
br>Okumuş Rumlar'ın ilk işi Yunan bağımsızlık savaşı oldu. Milli romantik heyecan ve maceraların kahramanı olmak hepsini sarhoş etti, bize de bulaştırdı. Osmanlı'nın milliyetçiliği kavraması, daha alt düzeyde, düşük, daha dar, edebi, milli duyarlılıkları kavraması yüzyıl sürdü. Bugün insan haklarını batıdan alıyoruz, tepki gösteriyorlar, yüzyıl önce de milliyetçiliği gidip batıdan aldık.

Batıya giden öğrenciler, Fransızca gibi dillerle haşır neşir yaşayan aydınlarımız milli romantik bir edebiyat, şiir yaratması 1890'ları bulur.
Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın 3 yorumlara cevap vermek istermisiniz ? Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Nihat Genç

 

Bir sonraki 15 yazının listesi.
Nihat Genç: Hırsız ve Eskiya Yuvası: Merkez Sağ [ 12/09/04 - 1307 ]
Nihat Genç: Öldürülebilir Halklar [ 12/09/04 - 1141 ]
Nihat Genç: PASİF DİRENİŞİN NİMETLERİ [ 12/09/04 - 1304 ]
Nihat Genç: Türkçüler [ 12/09/04 - 2176 ]
Nihat Genç: Bitmeyen Masal [ 12/09/04 - 1372 ]
Nihat Genç: Hayvan Kaynakları (Taşkafalar) [ 12/09/04 - 1485 ]
Nihat Genç: Amerikan Köpekleri [ 12/09/04 - 2399 ]

97 Yazı (7 Sayfa, 15 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 ]
Eserleri

Son Kitabı

 


Galerisi güncelleniyor


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke